He had a daughter Çeviri Türkçe
167 parallel translation
And he had a daughter a little older than I.
Ve benden biraz küçük bir kızı vardı.
And he had a daughter by the name of...
Ve şoförün bir kızı vardı, kızın adı...
And he had a daughter.
Bir kızı varmış.
He had a daughter.
Bir kızı vardı.
He said he had a daughter older than me, then took advantage of me.
Bana senden büyük kızım var dedi, sonra da benden yararlandı.
- I thought he had a daughter.
- Bir kızı olduğunu sanıyordum.
- I never knew he had a daughter.
- Bir kızı olduğunu bilmiyordum.
- I didn't know he had a daughter, only.
- Kızı olduğunu bilmiyordum. Tek kızı.
I'd say, I would not be surprised if he had a daughter... who was a bush pilot in the wilds of Alaska.
Olunca da Minnifield İletişim Ağı hazır olacak. Harika olacak.
The famous... He had a daughter?
O adamın kızı mı?
I didn't know he had a daughter.
Bir kızı olduğunu bilmiyordum.
He had a daughter whose name was Yuriko Oyama!
Yuriko Oyama adında bir kızı vardı!
He had a wife and he had a daughter.
Karısı vardı. Ve bir de kızı.
He never mentioned that he had a daughter.
Bir kızı olduğundan söz etmemişti.
Did he ever tell you he had a daughter?
Sana bir kızı olduğunu söylemiş miydi?
I mean that doesn't make any sense. Least he had a daughter.
En azından bir kızı var.
- He had a daughter.
- Kızı varmış.
You know, it's funny - in all the time I spent with the old man he never once mentioned he had a daughter.
Bu çok garip. İhtiyarla olduğum onca süre boyunca bana kızı olduğundan hiç söz etmedi. Onu bulmuştu.
He had a daughter.
Bir kızı varmış.
I didn't even know he had a daughter.
Kızı olduğunu bile bilmiyordum.
He had a daughter and she was about your age.
Bir kızı vardı ve senin yaşlarındaydı.
There was a king and he had a daughter and she was abducted.
Bir kral vardı ve onun bir kızı vardı ve kız kaçırıldı.
He had a daughter, but she lived with her mom.
Bir kızı vardı ama kız annesiyle yaşıyordu.
He had a daughter too, you know?
Bunun bir de kızı varmış biliyor musunuz?
He had a daughter, but no one knows what happened to her.
Bir kızı varmış, ama kimse ona ne olduğunu bilmiyor.
He used it only once, to destroy a brigand who had certain aspirations... toward the gentleman's daughter.
Onu yalnızca bir kez kullanmış, bir centilmenin kızına göz diken... bir haydudu yok etmek için.
- Bill... - In 1917, Mr Gantry was expelled from a theological seminary in Kansas for seducing the deacon's daughter in the church where he had that day delivered a Christmas sermon.
- Bill- - - 1917'de, Bay Gantry o gün yılbaşı hutbesini verdiği kilisede diyakozun kızını baştan çıkardığı için Kansas'taki papaz okulundan atılmış.
He had this daughter, reminded me a little bit of your mother, she did.
Bir kızı vardı, bana biraz anneni hatırlatırdı.
At other times, I confess, I feel affection for him like a daughter - if only he had loved me like a father
Diğer zamanlarda, itiraf etmeliyim ki, onu kızı gibi sevdim - keşke beni sadece baba gibi sevseydi.
Reunited with his daughter Adele... he had to place her in a private clinic in Saint-Mande... where she lived for 40 years.
Kızı Adele'e yeniden kavuşmakla birlikte onu, Saint-Mande'de, 40 yıl boyunca kalacağı özel bir kliniğe yatırmak zorunda kalmıştı.
Yes, Yung Cheng had a daughter then. He swapped with your Dad.
Evet, Önceki imparatorun bir kızı olmuştu babanla bebekleri değiştirdiler.
He had a five year old daughter, who choked to death in her.
Beş yaşındaki kızı o arabada boğularak öldü.
He'd married a local Eurasian girl and they'd had a daughter.
Asyalı bir kızla evliydi ve bir kızları vardı.
He could never support us. It's a good thing we had a talented daughter.
Her şeye rağmen yetenekli bir kızımız olduğu için şanslıyız.
And he told me he had a right because he was my daddy and I was his daughter and he fed me and let me live in his house and he could do whatever he wanted.
Buna hakkı olduğunu söyledi çünkü o benim babam, ben de onun kızıymışım ayrıca karnımı doyurup, evinde barınmamı sağlamış bu yüzden de ne isterse yapabilirmiş.
He called it "The engineering of consent". Democracy to my father was a wonderful concept, but I don't think he felt that all those publics out there had reliable judgment, and that they very easily might vote for the wrong man or want the wrong thing ; Ann Bernays, Daughter of Edward Bernays :
En derin arzularına, en derin korkularına dalıp, onları kendi amaçlarınız uğruna kullanabiliyorsunuz.
He had to leave early, his daughter's getting a divorce.
Erkenden gitmek zorunda kaldı. Kızı boşanıyormuş.
He said his daughter was neither bourgeois nor a twit and had been out of diapers for years while Kasharev's writing was below the contents of those garments.
Kızının ne burjuva, ne de yavru olduğunu yıllardır altına bez bağlamadığını Kasharev'in yazdıklarıyla gösterişli kıyafetlerinin bağdaşmadığını söyledi.
That nice Mrs. Maretto is married to a boy whose father is a pillar of the Italian-American community, and if he knew how you had insulted his only beloved daughter-in-law, he would make one phone call and a man would show up in the middle of the night and turn you into a eunuch.
O şirin Bayan Maretto, babası, İtalyan-Amerikan toplumunun temel direklerinden olan bir çocukla evli. Biricik gelinine hakaret ettiğini öğrenecek olursa bir telefon eder, sadece bir telefon ve büyük bıçaklı biri gecenin bir yarısı ortaya çıkar ve seni harem ağasına çevirir.
He had a son and a daughter, both grown with...
Bir kızı bir... Seni piç!
He wanted to borrow a car for a few days while he had his daughter.
Birkaç günlüğüne araba kiralamak istediğini söyledi. Kızıyla olacakmış.
He was pushing my daughter on a swing, like he had done a hundred times before. Not like he was some alien from K-PAX.
Kızımı salıncakta... bunu daha önce defalarca yapmış gibi sallıyordu.
He had a play date with his daughter.
Kızıyla görüşmede.
He had a slightly weird relationship with his daughter.
Kızıyla biraz tuhaf bir ilişkisi vardı.
[But good or bad, he is a father first and foremost and has,.. ] [.. for years, had me watch his daughter who, by the way,..]
İyi ya da kötü, öncelikle o bir baba Ve yıllardır, kızını izlemesi için ben varım.
- I didn't know Dutch had a daughter. - He doesn't.
- Dutch'ın kızı olduğunu bilmiyordum.
If I'd known he had such a delightful daughter...
Eğer bu kadar güzel bir kızı olduğunu bilseydim...
I had the class write an essay on who they admire most, and he wrote a wonderful paper about your daughter.
Hayran oldukları kişi hakkında kompozisyon yazmalarını istedim, ve kızınız hakkında nefis bir yazı yazdı.
One of them showed me a ring he had of your daughter for a monkey.
İçlerinden biri kızından bir maymun karşılığı aldığı yüzüğü gösterdi.
Yeah, he probably loves her as much as I love my daughter, and then I had to go and take a boiling hot shower and scrub until a little skin came off.
Evet, o da muhtemelen benim kızımı sevdiğim kadar seviyor kızını ve sonra gidip haşlanmış sıcak suyla duş almak zorunda kaldım ve biraz deri gelene kadar ovaladım.
And although he once had principles he abandoned them to live as a lapdog to a wealthy daughter of the revolution.
Bir zamanlar presipleri olması karşın vaz geçmiş onlardan kucak köpeği olmak için zengin bir devrim kızının.
he had to go 35
he had 167
he had it coming 64
he had me 20
he had no idea 22
he had a stroke 23
he had help 23
he had an accident 22
he had cancer 16
he had a knife 24
he had 167
he had it coming 64
he had me 20
he had no idea 22
he had a stroke 23
he had help 23
he had an accident 22
he had cancer 16
he had a knife 24
he had to 50
he had a family 17
he had a wife 19
he had no choice 48
he had a 56
he had this 21
he had a gun 103
he had nothing to do with it 24
he had a heart attack 72
he had an alibi 17
he had a family 17
he had a wife 19
he had no choice 48
he had a 56
he had this 21
he had a gun 103
he had nothing to do with it 24
he had a heart attack 72
he had an alibi 17
a daughter 113
he has 397
he hasn't 154
he has a point 53
he has a wife 34
he has no idea 29
he has a gun 56
he has to go 36
he has to 66
he hasn't done anything 25
he has 397
he hasn't 154
he has a point 53
he has a wife 34
he has no idea 29
he has a gun 56
he has to go 36
he has to 66
he hasn't done anything 25