English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ C ] / Coffee time

Coffee time translate Turkish

466 parallel translation
Coffee time.
Kahve zamanı.
Coffee time, ladies.
Hanımlar, kahve zamanı.
Timmy Williams''Coffee Time'was brought to you live from Woppi's in Holborn.
Timmy Williams'ın Kahve Saati canlı yayını Holborn Woppi restorandan yapıldı.
Come on, baby, it's coffee time.
Hadi, bebeğim. Kahve vakti.
- Coffee time. - Yo!
Kahve zamanı.
I'll get you one, but it'll take time. You better take me up on that coffee first.
Ben bulurum, ama önce kahve teklifimi kabul et.
We still have time to finish our coffee.
Kahvemizi bitirecek vaktimiz var.
I got time for a cup of coffee, ya think?
Bir kahve içecek zamanım var mı?
They can still get their indispensable cup of coffee any time.
Ne zaman isterlerse o vazgeçilmez kahveyi içebilmeliler.
I wonder if that thing makes coffee at the same time.
Şu şey aynı zamanda kahve de pişiriyor mu acaba?
This time I'm making no fresh coffee, see?
Bu sefer taze kahve yapmıyorum, tamam mı?
Not even time for coffee.
Daha kahve zamanı bile gelmedi.
I thought you were a pot of coffee. What time is it?
Bir çaydanlık dolusu kahve olduğunuzu sandım.
Every time I heist a box or a coffee bag, I says to myself that is for Edie so she can be a teacher or something decent.
Bir sandığı veya kahve çuvalını her kaldırışımda, kendi kendime bu Edie için diyorum, öğretmen olsun, namuslu bir hayat sürsün diye.
Coffee at this time of day?
Günün bu zamanında kahve mi?
Got time for a coffee?
Kahve içmek için vaktiniz var mı?
Have I got time for another piece of coffee cake?
Bir başka kahve pastası için zamanım var mı?
Haven't you got time for a cup of coffee with...
Eski bir arkadaşla bir fincan kahve içecek... zamanın yok mu,
No time for cream in one's coffee.
İnsanın kahvesine krema koyacak zamanı yok.
Well, you're just in time for coffee.
Tam kahve saatinde geldin.
You're just in time for a cup of coffee.
Kahve için tam zamanında geldin.
And they've eaten nothing but coffee and pencils in all that time. - Excuse me.
Bütün bu süre boyunca sadece kahve içip kurşunkalem yediler.
- I've no time for coffee.
- Kahve için vaktim yok.
I seldom have time for a second cup of coffee and second cigarette.
İkinci bir kahve ve sigara için çok az vaktim oluyor.
Time for another cup of coffee?
Bir fincan daha kahve içmeye zamanın var mı?
NOW... YOU WILL STAY IN THE COMFY CHAIR UNTIL LUNCH TIME WITH ONLY A CUP OF COFFEE AT 11 : 00.
Şimdi yemek saatine kadar koltukta kalacaksın 11'de sadece bir kahve...
I'd love to have coffee, but I don't have time.
Kahve içmek isterdim ama zamanım yok.
I can't remember the last time you invited me for a cup of coffee.
En son beni ne zaman kahve içmeye davet ettiğini hatırlamıyorum.
It's 6 a.m.! Time to make coffee!
Tam kahve saati.
You wander the streets, you go and perch on bar-stools and there you stay, for hours, until closing time. with a beer in front of you or a black coffee or a glass of red wine.
Sokaklarda geziniyorsun gidip bar taburelerine oturuyor ve kapanana kadar, saatlerce önünde bir bardak birayla ya da koyu kahveyle ya da bir kadeh kırmızı şarapla orada duruyorsun.
What time were those coffee breaks?
Şu kahve molaları saat kaçtaydı?
That filled cup of cold coffee tells me that he could not have been in his office at the time of the telephone call.
O soğuk kahve dolu fincan bana, telefon edildiği sırada bürosunda olamayacağını söylüyor.
Coffee's on the house this time.
Kahveler şimdi ikram olsun.
I wash the dishes Fix coffee with cream I'm so busy Have no time to dream
Kremalı kahve Bulaşıkları yıkıyorum Öyle meşgulüm ki Hayal kuramıyorum
Hey, you got time for a cup of coffee?
Kahve içecek vaktin var mı?
We barely have time for coffee now.
- Vaktimiz kahveye anca yeter.
Maybe now is a good time to have a little coffee, isn't it?
Belki şimdi küçük bir kahvenin zamanıdır, değil mi?
Every time a drunk sobers up, he'll drink Webster coffee.
Ayılan her sarhoş Webster kahvesi içecek.
The coffee was some time coming, so I went down to investigate.
Kahve gecikince bakmak için aşağıya indim.
Why would he take the time to drink a cup of coffee?
Neden kahve içmek için zaman harcasın ki?
If I have to disarm anything even remotely sophisticated, two hours ain't exactly leaving time for a coffee break.
Hafiften sofistike bir bomba düzeneğini bile etkisiz hale getirmek için iki saat bile yetmeyebilir.
All right, but make it real coffee this time.
Olur, ama gerçek kahve olsun.
Unless, if you have some time, we could get some coffee.
Aslında zamanın varsa birer kahve içmeye de gidebiliriz.
Last time we lost half the coffee rations.
Geçen sefer kahve oranının yarısını kaybettik.
Do you have time for a coffee?
- Kahve içelim mi? - Hayır.
Got time for a coffee?
Kahve için vaktin var mı?
So every time I've drunk your coffee since, I have in fact been drinking hot mud.
Demek, çoktan beridir her kahveni içişimde aslında, sıcak çamur içiyormuşum.
Well, we spent so much time in each other's company, and now I've invited you to have coffee with me
O kadar görüşmeden sonra birden benimle buluşmanızı istedim.
I was... there Where? In that coffee-bar, at that very time
Ben de oradaydım.
In the corridor, next to the door, there was always... a bag ready with sweaters, water... coffee, what passed as coffee at the time.
su ve kahve bulunan bir çantayı kapının yanındaki koridorda hep hazır tutardık. o işte.
Next time you're downtown, maybe we can go out for a coffee.
Bir daha şehre indiğinde belki birlikte kahve içebiliriz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]