English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ H ] / Holding up

Holding up translate Turkish

3,073 parallel translation
How are you holding up?
- Nasılsın?
"I saw in the crowd a well-dressed woman " and she was holding up a little girl "so that this girl could see better."
Soğuk Sovyet ormanlarında ölürken askerlerden şunu düşünmeleri isteniyordu :
The horse is one of only three appropriate subjects for a painting, along with ships with sails and men holding up swords while staring off into the distance.
At, yatlar ve elinde kılıç tutarken uzağa bakan adamla birlikte resmetmek için en uygun 3 konudan birisidir
"and she was holding up a little girl " so that this girl could see better. "
Küçük bir kızı daha iyi görmesi için yukarı kaldırmıştı.
The magnet repairs are holding up well, and our next challenge is to take these beams up to high energy and collide them.
Mıknatıs tamiratı oldukça işe yarıyor ve sonraki mücadelemiz bu demetleri yüksek enerjide çarpıştırmak.
Tony! Go on, you're holding up the line.
Yürü, sırayı engelliyorsun.
You look like you're holding up all right.
Gayet iyi görünüyorsun.
You're holding up the line.
Hattı durduruyorsun!
- Hey. How are you holding up?
- Nasıl gidiyor?
How are you holding up out there?
Orada ne durumdasın?
- She's a little chunky, weighs, like, 60 pounds. - You're avoiding the subject, and you're holding up the line...
Al bakalım seni ufaklık
They drove all around, holding up banks and living out of their car.
Sürekli yoldalardı, banka soydular ve kendi arabalarında yaşadılar.
She's holding up all right. For now.
Şimdilik iyi dayanıyor gibi.
How's everyone holding up?
- Nasıl gidiyor?
How are you holding up?
- Nasıl gidiyor?
How are you holding up?
Durumlar nasıl?
How does he expect to be partners... if he is not holding up his end of the bargain?
Kendi üzerine düşeni yapmayacaksa ortak olmamızı nasıl bekler?
I've got one of his novels holding up my desk.
Romanlarından biri masamda duruyor.
And Americans do not like, the Bulgarians holding up the process.
Amerikalılar, Bulgar gecikmelerini sevmiyor.
- Raymond is holding up a very big fish.
- Raymond elinde büyük bir balık tutuyor.
I was curious to see how your heart was holding up.
Kalbin nasıl gidiyor diye görmek için merakla bekliyordum.
How are you holding up?
İyisin ya?
- How are you holding up?
- Nasılsın?
How's your old man's Winchester holding up?
- Senin ihtiyarın Winchester'ı ne alemde?
And when the Delaware river is less polluted than it's been in 50 years... it's holding up a real glass of its water and seeing how clear it is.
Ve Delaware nehri son 50 yılda olduğundan daha az kirli olduğunda... suyundan bir bardak alıp ne kadar temiz olduğunu görmek...
Mr. Rabbit has requested a small piece of you, something to prove to him that I'm holding up my end.
Bay Rabbit küçük bir parçanı istedi. Anlaşmamıza bağlılığımın hala geçerli olduğunu ispatlamak için.
It was so mad here this morning I completely forgot to ask how you're holding up.
Burası sabah o kadar karışıktı ki nasıl olduğunu sormayı unuttum.
How you holding up?
Nasıl gidiyor?
Yeah, well, it seems to me you got everything here except the rope, or is that holding up your pants?
Bana halat hariç her şeyin buradaymış gibi göründü yoksa halat pantolonunu mu tutuyor?
- Chavo, how you holding up? - I peed.
- Altıma işedim.
And how are you holding up?
Nasılsın?
How's he holding up?
Ne durumda?
How's he holding up? Professor Manchester?
Profesör Manchester mı?
You holding up all right with the strike?
Bu grev seni yordu mu?
How are the boys holding up?
Adamlar ne durumda?
How are you holding up?
Nasıl gidiyor?
Hey, sparky, how you holding up?
Parıldak, nasılsın bakalım?
Whoever's holding that thing when it lights up loses.
Bu şeyin ışıkları yandığında kim tutuyorsa, kaybeder.
How's he holding up?
Durumu nasıl?
As you can see here, a shadowy figure emerges from the darkness, walks up to the tree in the Simpsons'backyard, and if we freeze and zoom in on the image, We clearly see the figure holding a syrup bottle with which he writes the word "hope."
Gördüğünüz gibi, karanlıktan çıkan şahıs Simpsons'ların bahçelerinde bulunan ağaca doğru yürüyor ve eğer görüntüyü dondurur ve yakınlaştırırsak rahatça şahsın bir şurup şişesi tuttuğunu ve "umut" yazdığını görebiliriz.
In exchange... The moment that I wake up after switching back... I want you there holding my hand.
Ama geri döndüğüm zaman, uyandığımda benim yanımda ol, elimi tut.
Keep holding on and you'll get pulled up, too!
Tutunmaya devam et, seni de çekecektir!
Then all of a sudden, I look up and there she is. I'm about to yell out. I see she's holding hands with some hairy guy in board shorts... and a Margaritaville shirt.
Birden kafamı kaldırdım ve oradaydı, tam bağıracaktım ki... şortlu, Margaritaville tişörtlü, kısa ve kıllı bir adamın... elini tuttuğunu gördüm.
He talked about driving in the jeeps into Paris and the Parisians holding their babies up for the Americans to kiss.
Araçlarla Paris'e girdiklerini ve Parislilerin bebeklerini öpsünler diye Amerikanlara uzattıklarını anlatıyordu.
There is a wire holding her up!
Onu tutan bir tel var!
And it's up to me to figure out who's gonna be holding the gun.
Silahı kim kullanacak bulmak bana kalmış.
You guys are holding us up.
Siz çocuklar bizi oyaladınız.
So when you're doing those spins, you don't have anything holding you up?
O taklaları atarken seni tutan hiçbir şey yok mu?
Jimmy, I can't do breakfast, set up for day-care and practice holding my breath all at the same time.
Jimmy, hem kahvaltı hazırlayıp hem bakıcılık işine hazırlanıp hem de nefesimi tutmaya çalışamam ya!
As we put these faces up onscreen, we are sure that we will.. no doubt learn the names of the men who are.. holding the White House hostage.
... ve bu yüzleri ekrana verirken Beyaz Saray'ı rehin alan adamların adını öğreneceğimizden eminiz.
The wagon is just holding us up.
Yük arabası bizi yavaşlatıyor.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]