English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / I'm coming down

I'm coming down translate Turkish

826 parallel translation
I have someone coming from the police station to take it down.
Bunun için polis merkezinden birini çağırdım.
- I'm coming right down.
- Hemen geliyorum.
I loved the coming and going... picking up an umbrella... giving a smoker a light just in time... indicating the clock to a man without a watch... going... coming... going up... coming down... opening the door 50 times... "Goodbye, sir!"... "Come in, madam!"...
Gelişler ve gidişler çok hoşuma gidiyordu düşen bir şemsiyeyi kaldırmak tiryakinin birinin sigarasını yakmak saati soranlara söylemek gitmek dönmek yukarı çıkmak aşağı inmek günde 50 sefer kapıyı açmak "Güle güle bayım!" "Buyurun hanımefendi!" "Güle güle hanımefendi!" "Hoş geldiniz beyefendi!"
- I'm coming down.
- İniyorum.
I'm coming down to get you.
Seni almaya aşağı geliyorum.
I've been telling the others, Dennis, we'll go the way we planned... across Queen's Bridge, down Bedford Street... coming to Shaftesbury Square.
Diğerlerine söyledim, planladığımız gibi devam ediyoruz. Royal Köprüsü'nden geçip, ana caddeyi parka kadar takip ediyoruz.
- I'm coming down.
- Ben aşağıya geliyorum.
Yeah, the minute I get outside, though, it'll start coming down like...
Tabi. Ama ben dışarı çıktığım anda bardaktan boşanırcasına yağmaya başlar.
- I'm coming right down there!
Hemen oraya geliyorum.
And I think you ought to know that the police are coming down here too.
Sanırım biraz sonra buraya polislerin geleceğini biliyorsundur?
I'm coming down.
Aşağıya geliyorum.
I don't suppose we spoke ten words coming down here but I feel that I know you.
Buraya gelene dek on kelime bile etmedik ama sizi anladığımı sanıyorum.
I'm coming down with what you call the seven-year itch.
Yedi yıllık kaşıntı dediğiniz şeyden oluyor bana.
I'm coming right down.
Ben hemen geliyorum.
Now I'm coming down.
Şimdi aşağı iniyorum.
Darling, will you call Colonel Whittingham... and tell him that I'm coming down to see him right away?
Sevgilim, Albay Whittingham'ı arayıp onu görmeye gideceğimi söyler misin?
I'm sorry, I took the wrong turn coming down the corridor.
Özür dilerim. Koridorda yürürken yanlış yerden döndüm.
When I saw you coming down the corridor, I could have sworn you were my wife.
Sizi koridorda yürürken gördüğümde karım olduğunuza yemin edebilirdim.
Then I hear firm steps overhead and I see Dr. Manley's legs coming down the stairs.
Sonra başımın üstünde sert adımlar duyuyorum ve merdivenlerden Dr. Manley'nin ayaklarının aşağı indiğini görüyorum.
I've been coming down with it all along, I guess.
Başından beri beni zayıflatıyordu sanırım.
I'm coming down.
Yanına geliyorum.
I'm not coming down.
Ben aşağı gelmiyorum.
I tripped on the rail coming down the stairs.
Ayağım merdivenin tırabzanlarına takıldı.
I'M COMING DOWN, JODY.
Ne komşular, ne akrabalar ne de Jody.
I shall write to him and insist upon his coming down here.
Yazacağım ve buraya gelmesi için ısrar edeceğim.
I'm out, but you better hurry. I heard Mr. Johnson coming down the steps.
Ben çıktım, çabuk olsan iyi olur. Bay Johnson'ın aşağı indiğini duydum.
Hang on, I'm coming down!
Bekleyin biraz, aşağı iniyorum.
I told my friend that I would do whatever I could to help, and I said I was coming down here to F.B.I. to... ask some questions.
Arkadaşıma, yardımcı olmak için ne gerekirse yapacağımı söyledim. Ve de buraya, FBI'ya gelip bazı soruları soracağımı da söyledim.
I'm afraid I'm coming down with a cold.
Galiba üşütüyorum.
I'm coming down.
- Tamam iniyorum.
- Come down a minute. - I'm coming.
- Bir dakika aşağı gel!
I'm coming down! Wait for me!
Beni orada bekle!
Come on down, Brewster, or I'm coming up!
Aşağı gel, Brewster, yoksa ben yukarı çıkarım!
I'm coming down with this cold and I feel lousy.
Ben iyi değilim, soğuk algınlığıyla uğraşıyorum ve yorgunum.
I'm coming down with a cold.
O yüzden erken geldim eve.
I'm coming down.
Geliyorum.
I'm coming down now.
Şimdi aşağıya geliyorum.
I'm coming down there, Booker!
Aşağı geliyorum Booker!
- I'm coming down with something.
Bir şeyle iniyorum.
"Don't know if I'm coming up or down."
"Don't know if I'm coming up or down."
- I'm coming. I'm coming down.
Ben, aşağı iniyorum!
No. I don't want you coming down when I'm up, all right?
Ben uçarken senin inmeni istemiyorum.
I'm not coming down!
Aşağı inmeyeceğim!
You know, when I got this leg hurt I was down in this rock quarry and all of a sudden there was this dynamite blast coming at me with the kind of force to kill 10 men.
Bacağım yaralandığında bir taş ocağındaydım. Sonra birden bir dinamit patladı. On adamı öldürebilecek güçte bir dinamit.
I'm coming down to you.
Yanına geliyorum.
I am, I'm coming down.
Sakinleşiyorum.
I'm coming down the mountain.
Dağdan aşağı iniyorum.
- I hope you don't mind my coming down.
- Umarım gelmemin bir sakıncası yoktur.
Listen. I've already got an ambulance coming, but you better think about getting those people upstairs down on the ground floor.
Dinle, ben zaten ambulans çağırdım,... ama yukarıdaki insanları zemin kata indirmen gerek.
If I'm coming here every week, why would I turn down employment?
Her hafta buraya geliyorum, niye iş reddedeyim ki?
I'm coming down, aunt...
Aşağı geliyorum, teyze...

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]