English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ L ] / Look at him

Look at him translate Turkish

6,546 parallel translation
You got a good look at him, though.
Yüzüne iyice bakabildin mi bari?
Look at him.
Şuna bir baksana.
Look at him!
Şuna bak!
Look at him
Bak ona.
Look at him.
- Ama niye orijinal halini kullanmadınız?
Look at him.
Ona bak.
When you look at him, the world stops spinning.
Ona baktığında, bütün dünya dursun zaten.
Take a look at him.
Çocuğun hâline bir baksana.
- Hell damn's sake man, look at him!
Adamın haline bir baksana!
Look at him, mom.
Suratına baksana anne.
I mean, look at him now.
Şuna bir baksana.
Look at him.
Şuna bak.
You look at him!
Ona bak!
But understand, I look at him as more than a resource.
Ama unutma, ben onu bir kaynaktan çok daha fazlası olarak görüyorum.
Look at him!
- Şuna bak! - Bunu nasıl yaparsın!
Take a look at him.
Ona bir bak.
Oh, my... He just spilled a drink, and she still didn't look at him.
Yuh, adam içkiyi dökmesine rağmen kız dönüp bakmadı.
Look at him.
Bak ona.
I can't even fucking look at him.
Suratına bile bakamıyorum.
I see the way you look at him.
Ona bakışını gördüm.
Did you get a good look at him, at least?
En azından adamı görebildin mi?
I can't look at him, let alone touch him.
Bırak dokunmayı, yüzüne bakamıyorum.
Look at him go. Not shy after all.
Birden pek bir şevk geldi piçe!
I practically raised him, and now look at him.
Onu ben büyüttüm diyebilirim ve şimdi ona bak.
Yeah, we'll know more when the M.E. has a chance to look at him.
Adli tabip incelemeden geçirince fazlasını öğreniriz.
Look at him.
Ona bakın.
Hey, don't look at him.
Hey, bakma ona.
Can't get a clean look at him.
Yakından göremedik.
You know, when I look at him, I just...
Ona baktığımda ben sadece, biliyorsun...
If you're looking for who killed her, you should look at him.
Onu kim öldürdü için, ona bakmak gerekir.
Look at him adorably waving...
Şu tatlı vedaya bak hele...
Look at him, ése.
Ona bak, ese.
I wasn't even gonna look at him.
Yüzüne bile bakmayacaktım.
But look at him...
Ama ona baksana.
Look at him go... our Star.
Bak işte gidiyor... yıldızımız.
- Look at him.
- Şuna bir baksana.
I can't even look at him.
Ona bakmaya bile tahammül edemiyorum.
You look out for him while Hussain can look at more ofyou.
Tabii ki sen yapabilirsin.
When I look at the two of you, you don't look like him.
Size bakıyorum da, hiç ona benzemiyorsunuz.
I've seen the way you look at him.
Onu nasıl gördüğünü anlıyorum.
So, I'm just gonna drop some stuff off for him to take a look at... just ideas for our next gig.
Ben sadece bakması için iş ile ilgili bir kaç fikir taslağı bırakacağım.
Look at this picture of him.
Resmine bir baksana.
Don't look at me, I didn't invite him to this party.
Bana bakmayın, onu partiye ben davet etmedim.
Well I'm not gonna sit here and wait for it to get dark, we need to look for him or at least try and do something.
Tamam, ben burada oturup havanın kararmasını beklemeyeceğim. Onu aramalıyız en azından denemeliyiz, bir şeyler yapmalıyız.
Turn around, let him get a look at you.
Bir dönün de size baksın.
Look at the state of him!
Haline baksana!
Look at him.
Bakın.
Look at him.
Adama bir bak.
I think you should just tell him and then he can decide whether or not he wants to look at them later, okay?
Bence sadece ona söylemelisin ve sonrasında o bakıp bakmayacağına karar verir, tamam mı?
And before you know it, I'm taking him to look at colleges.
Sen bunu bilmeden önce de onu üniversite ziyaretlerine götürüyorum.
Mmm, just look at him.
Şuna bakın!

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]