English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ T ] / This one's good

This one's good translate Turkish

525 parallel translation
But it's a good one in this war.
Fakat bu savaşta işe yarar.
But here, in this place, each one is free to go as far as he's good to make of himself.
Ama burada, bu ülkede herkes yapabildiği kadar kendini geliştirmekte özgür.
That's good. Now sketch another one of the same type... - only this time, thin it out a little.
Güzel, aynı şekilde başka bir tane daha çiz ama biraz daha küçük olsun.
Good weather or bad, neither one lasts forever. Could this calm sea be the same one that swept'Ntoni's boat so far out?
Fırtına sonrası açan güneş deniz masum gibi ve sakin.
There's only one good thing about this arrangement.
- Bu anlaşmanın tek bir iyi yanı var.
If we're going to try this new caper, let's make it a good one.
Bu yeni soygunculuğu deneyeceksek, iyi bir şey olsun.
One good thing about this guy tonight is, he's got a big, fat dick, and he fucks like a jackhammer.
Bu akşamki adamın bir özeIIiği... ... hayvan gibi bir aIeti var ve taramaIı tüfek gibi düzüşüyor.
That's one good thing about this place.
İşte buranın tek iyi yönü bu.
Now, there's no one in the world fonder of Peter than I am... but if I were in your place - and believe me, I say this for your own good -
dünyada hiç kimse Peter'in iyiliğini benden daha fazla isteyemez... ama senin yerinde ben olsaydım - ve bana inan, senin iyiliğin için söylüyorum -
Now, let's make this a good one.
Bu seferki iyi olsun.
"My dear Alex, I am taking advantage of this opportunity... " to send you a personal letter by hand of one of Mountbatten's officers... to put you in the picture regarding our intention in the Mediterranean. " - Good.
"Sevgili Alex, bu fırsattan yararlanarak Mountbatten'ın subaylarından biriyle sana özel bir mektup gönderiyor ve Akdeniz'deki planlarımız hakkında seni bilgilendirmek istiyorum."
And one day, along come this big, good-looking gent, started warming up to her.
Ve bir gün bu iri, iyi görünümlü centilmen ona ısınmaya başladı.
Well, even at that, you can see that this one operation alone - saved your department 44 minutes. - Good!
Gördüğünüz gibi sırf bu işlemde bile makine size 44 dakika kazandırmış oldu.
Here, this one's good.
İşte, bu iyilerinden biri.
You're not gonna risk any part of this regiment's record for one man's good.
Alayın siciline kötü bir şekilde girmemelisiniz bir kişinin uğruna olsa bile.
This medical extern got only one but it's good enough :
İçlerinde bir tanesi ise bir tıp öğrencisi :
Good, I say, because it's one of the last we'll spend on this accursed ranch.
İyi, söylediğim gibi sonunda sizi bu çiftlikten göndereceğim.
Because, you see, this is one fish that isn't jumping into anybody's pond unless I'm paid $ 100,000 in cash as a token of your good faith. You want the syndicate to pay you?
Çünkü bu balık, sadakatinin bir göstergesi olarak karşısındakinden yüz bin dolar almadığı sürece, hiç kimsenin havuzuna atlamaz.
Bless be the good masters of this house... for they have given shelter to a poor blind one.
Tanrı bu evin sahiplerini kutsasın. Kör bir zavallıya sığınak verdiler.
But this one's good, too.
Diğeri daha güzeldi.
My father's ranch sits on good land, we can turn that into one of the best cow outfits in this country.
Babamın burada iyi bir çiftlik arazisi var,... bu ülkenin en iyi sığırlarını yetiştiren bir yere dönüştürebiliz.
I bet he's got a dozen ways to get out of this canyon, and each one of them gives him as good a look as we get right now.
Eminim bu kanyondan çıkmak için bir düzine yol biliyordur. Ve bu yolların herbiri ona da bize olduğu kadar iyi bir görüş sağlıyordur.
This one isn't particularly ingenious but it's good enough, don't you think?
Buradaki özellikle çok marifetli değil ama yeterince iyi, öyle değil mi?
This actor's good, though subdued to attacks one of our brightest sexual maniacs.
Bu aktör iyi, ama saldırmaya eğilimli en zeki cinsî sapıklarımızdan biri.
But if this godforsaken little good-for-nothing's uttered one word...
Ama bu işe yaramaz sefil çocuğun ağzından bir şey kaçmışsa...
This picture's a very good one.
Bu film çok iyi.
Although it's disappearing now, one thing I dislike about the church is this bookkeeping aspect, good deeds versus sins.
Artık pek görülmese de, kilisenin hoşlanmadığım bir yanı takındığı saymanlık tavrıdır. Sevaplar, günahlar.
It's a very good one, and we can't afford to get anything better at this point.
Makina çok kaliteli. Bu kadar iyi durumda başka bir makina bulamayız.
This one's really good.
Bu bayağı iyiymiş.
Well, this evening, um, a small martini perhaps, a large steak definitely, and a good horror movie, if there's one close by.
Şey, bu akşam, em, küçük bir martini belki, büyük bir biftek mutlaka, ve iyi bir korku filmi, buralarda bir tane varsa.
One for broken hearts... one for syphilis... and this one's for good luck.
Bir tane kırık kalpler için bir tane frengiler için ve bu da iyi şans getirmesi için.
Ah, this one came out good.
Vay bu iyi çıkmış.
The good one is set to marry this rich handsome boy.
İyi olanı zengin ve yakışıklı bir çocukla evlenmek üzereymiş.
Now, this isn't lubricated, but it's a good one.
Bunda kayganlaştırıcı yok ama kalitelidir.
Get down on this one and tell me how good it's goin'.
Bu işe başla ve bana ne kadar iyi gittiğini söyle.
Good idea, in case this is one of Baltar's little tricks.
İyi fikir. Baltar'ın küçük numaralarından biri olabilir.
This one's not as good as the other one.
Bu diğeri kadar iyi değil.
This one's no good.
Bu para geçmez.
This one's pretty good.
Bu bayağı güzel.
good word force captain this particular rebel has a habit of causing trouble to me that's one habit I mean to keep Hordac
Güzel iş komutan. Bu olağandışı asinin, bana sorun çıkarma gibi bir alışkanlığı var. Sahip olmak istediğim bir alışkanlık Hordac.
And if you let this good person walk out that door you're making one big mistake, ghost buster.
Ve bu iyi adamın kapıdan çıkıp gitmesine izin vermekle, büyük bir hata yapıyorsun, seni hayalet avcısı.
But, it gives me joy, that under this one roof, the spirit of good, old-fashioned, warm-hearted courteous Irish hospitality, is still alive among us.
Ama bu çatı altında eski, sıcak, nazik İrlanda konukseverliğinin hâlâ yaşadığına şahit olmak bana büyük bir keyif veriyor.
- This one's awful damn good.
- Bu gerçekten lanet bir güzel.
She's got four little babies almost as good as this one.
Hemen hemen bunun kadar tatlı dört bebeği daha var.
This one's no good. Oh, I'm so terribly sorry.
Öyle mi çok üzgünüm!
Nurse, this dentist... He's, like, a real good one, right?
Hemşire, bu diş hekimi çok iyi bir hekim değil mi?
You woke up one morning in those satin sheets, rolled over, and there was this good-looking guy.
Bir sabah, saten çarşaflı yatağında uyandın ve dönüp gördün ki, yanında müthiş yakışıklı şu herif var.
- This is high, this one's also no good.
bu da iyi değil. - Ne?
Most of you know Jimmy twisted that knee trying to win one for good old Lahuga High this year.
- Pek çoğunuzun bildiği gibi genç Jimmy bu yıl Lahuga Lisesi için şampiyonluğu kazanmaya çalışırken dizini fena halde burktu.
But now that you mention it, there is this one big good-Iooking kid works the vegetable counter in Grand Union.
Marketin sebze bölümünde çalışıyor.
- In here. This one's good.
Burada.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]