English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ H ] / He got it

He got it translate Turkish

7,289 parallel translation
He got it worse than I did.
- O benden daha kötü durumda.
I went to the place where he got it developed and questioned the owner.
Gidip filmleri yıkattığı yerin sahibiyle konuştum.
He got it during his expedition among the Inuits.
İnuitler arasında yaptığı keşif gezisi sırasında bulmuş.
In the end, he got it, playing.
Sonunda, çalmayı öğrenmişti.
Said he got it in Texas.
Malı Texas'tan aldığını söylemişti.
Felt so guilty that he got busted and I went free, I got trashed just to get it out of my head.
Onun tutuklanıp benim özgür kalmam suçlu hissettirmişti unutmak için sarhoş olmuştum.
When he got back up, he started, like, taking it out on the dog.
Kalktığında sinirini köepkten çıkarmaya başladı.
He's got it!
Olmuş valla.
- And he's got the injuries to prove it!
- Bunu kanıtlayacak yaraları da var.
So, if I had got the letter, you know, when he sent it, I would have rung him.
Eğer mektubu gönderdiğinde alsaydım onu arardım.
The fuckbag fired my mom and every time I see this asshole, he brings it up.
Siktiğimin evlâdı annemi kovdu. Göt herifle ne zaman karşılaşsak yüzüme vuruyor.
It's not like he dropped it. He never got a chance.
İşi batırmayı bıraktım, yapma şansı bile olmadı.
Jack, well, he got her out of it.
Jack, onu kendine getirir.
Owner didn't know it was stole till he got in from work this morning.
- Sahibi işten gelene kadar fark etmemiş.
Maybe it's a little weird when he tells you a dirty joke... but now you got a secret together.
Size pis şaka yapması tuhaf bir durumdur ama artık bir sırrınız olmuş olur.
But it's kind of fucked up he's got all that military shit.
Ama tüm o askeri bokları falan berbat bir durum.
I couldn't let it go, the thought of it lying out there under somebody's Dodge Caravan or pick-up or whatever, so I got a dozen roadies to come out and shine their cell phones and torches under the cars while he finished his set.
Birilerinin karavan veya pick-up'ının altında malı alıp kaçma düşüncesine izin veremezdim. Bu yüzden bir düzine araba sahibi set biter bitmez telefon ışıkları ve çakmaklarla arabaların altlarını aradı.
He accidentally got it right, didn't he?
Yanlışlıkla yaptı, değil mi?
- He's got to be dead, or pretty close to it.
Ya ölmüştür, ya da bir ayağı çukurdadır.
And he's like, " No, I got it.
O da " Yok, buldum.
After he got better, he tried to wrestle it again.
İyileşince, bir kez daha güreşmeye çalıştı.
I mean, he got on top, but I think I had it.
Yani, onları karıştırıyordu, fakat onları alacak sandım.
It had a database for a project of a magazine where he worked and we got along well. Alice.
Alice.
And it's probably there, between Franz Josef and the Spitsbergen, - that he got stuck in the ice.
Gemi muhtemelen Franz Josef Toprakları ve Spitsbergen arasındaki buzullarda sıkışıp kalmış.
Then I'd like the money he got for it please.
- O zaman parasını istiyorum.
Nope, he'd done it 100 times in the same pair of boots that I got him our first Christmas in Maine.
İlk yılbaşımızda Maine'de.. .. aynı botlarla, yüzlerce kez aynı şeyi yapmıştı.
Minimum. It got to point where he was asking his little nephews for change out of their piggy banks.
En sonunda küçük yeğenlerinden kumbaralarındaki paraları istiyordu.
Didn't'know he'd be hemorrhaging money on this thing. He's got to register it with the federal government, get a special permit.
Bunun ona sorun çıkaracağını bilmiyordu tabii kaplanı kayıt ettirmek için hükümetten özel izin almak zorunda kaldı.
I thought your father said he got the last of it.
Baban hepsini almıştı hani?
Just that you got in some sort of trouble. And he made it go away.
Sadece başının belaya girdiğini, onun da bu işi hallettiğini söyledi.
It's embarrassing, just go in his room, he's got all sorts of weird stuff.
Çok utanç verici, git odasına bir bak, bir sürü tuhaf şeyleri var.
'Cause he's such a great kid, got so much promise, is that it?
Çok iyi çocuk, geleceği parlak, öyle mi?
First off, it turns out our daddy is a bad, bad man, and he got thrown in jail.
Öncelikle, babamızın çok kötü bir olduğu ortaya çıktı. Ve hapse düştü.
I think you got it because he died.
Bence o öldü diye aldın.
He got us a present. He says he can't bring it to the wedding.
Bir hediyesi varmış, düğüne getiremeyeceğini söylüyor.
Listen, I met this guy, total cokehead but super down-to-earth, he's got this huge Paris-based line, it's like crazy high-end.
Bir adamla tanıştım, kokainman ama acayip aklı başındadır. Şu Paris işiyle uğraşıyor, acayip kaliteli bir iş.
Well, he's cornered the market, he's got it.
Bütün piyasa elinde, bunu hak etti.
He's got oxygen but... it's iced up.
Oksijeni var ama donmuş.
We got to make it look like he's going to lake responsibility, and we're gonna spin it and try to get the studio back on set.
Onu sorumluluk alacak gibi göstermemiz lazım sonra da stüdyoyu sete döndürmeye çalışmalıyız.
It doesn't go anywhere, but he's got dreams for it, okay?
Hiçbir yere gittiği yok ama adamın hayali, anladın mı?
Anyway, it must have got to where he couldn't take it anymore.
Neyse, artık dayanamadığı nokta bu olmalı.
He's got one of those big shiny things with a lot of tubes and curly curls coming out of it.
Büyük parlak şeylerden biri, bir çok tüpü var ve motordan kıvrımlı büklümler çıkıyor.
That Kangahop-loving shrimpo, Barney Dumbbell may have got lucky the first time, but it looks like he's too chicken to face me again.
O Kangahop seven karides Barney dambılı ilk seferinde şanslı olabilir ama benimle tekrar yüzleşecek kadar cesareti yok gibi gözüküyor.
He's got it.
Yakaladı.
- He's got it!
- Yakaladı!
Why has he got it?
Neden böyle bir yeri var ki?
She had got it into her head that he'd been targeted and he was dead.
Babasının hedef alınarak öldürüldüğüne inanıyordu.
For some reason, he's got it out for us.
Bazı nedenlerden dolayı bir derdi var.
It's a fantasy everyone wants to live, and he got to do it.
Bu herkesin yaşamak isteyeceği bir fantezi ve o gerçekleştirdi.
It's like he's got an asshole in his mouth.
Ağzında göt var sanki.
But not excusable, because once Bill got his people into the States, it was only a matter of time before he eliminated everyone who handled the paperwork.
- Ama kabul edilebilir degil. Çünkü bu insanlari ülkeye soktugunda evrak islerini halleden insanlarin hayatinin riske girmesi an meselesiydi.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]