English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ O ] / Of you

Of you translate Turkish

799,197 parallel translation
He punches you right on that- - that little bean thing you have on the top of your head.
Tam da... kafandaki şu fasulye gibi şeye vuruyor.
I said, "I'm tired of you accusing me of shit!"
"Bıktım beni suçlamandan!" diye bağırdım.
No, there's no way you let her out of your sight, not when she's the only person that can tie you to Reven Wright's murder.
Hayır, seni Reven Wright'ın cinayetine bağlayan tek kişi o olduğundan onu göz ardı etmen mümkün değil.
The rest of you, report to your designated safe zone.
Geri kalanlar, belirlenen güvenli bölgeye rapor verin.
Lincoln would be ashamed of you.
Lincoln senden utanırdı.
Lincoln would be so proud of you.
Lincoln seninle gurur duyardı.
Two of you are about to walk away with the world's most valuable classified documents.
İçinizden iki kişi buradan dünyadaki en değerli ve gizli dosyalarla ayrılacak.
One of you is a cop.
Aranızdan birisi polis.
And one of you has the audacity to think I'd fall for a spoofed IP address.
İçinizden biri öyle bir yürek yemiş ki IP yönlendirmelere kanacağımı sanmış.
None of you had answering machines?
Hiç telesekreteriniz olmadı mı?
It's clearly not safe in there for either of you anymore.
Açıkça orada sizin için artık güvenli değil.
Don't worry. I've got enough for both of you.
Endişelenme, benim kızgınlığım her ikinizede yeter
First of all, I'll tell you right now what I said, and I'll tell you this was not a joke.
Öncelikle, ne dediğimi söyleyeceğim ve bu bir şaka değil.
First of all, you shouldn't do it. "
Öncelikle, evlenmemelisin.
Devoid of religious significance or the idea of love, marriage is nothing but an awful contract that you shouldn't sign.
Dinî önemini ve aşk kavramını saymazsak evlilik, imzalamamanız gereken rezalet bir sözleşmeden ibaret.
You throw being gay on top of that, that shit is explosive.
Üzerine bir de geyliği eklerseniz acayip yıkıcı bir şey.
Back in those days, if you wanted to get out your marriage, you'd just tell your wife, " Hey, baby, I'm gonna get a pack of cigarettes.
O günlerde boşanmak istiyorsan karına diyormuşsun ki, " Bebeğim, sigara almaya gidiyorum.
That's the one that happens in the middle of the night when you're about to roll on top of her and you see her face, and you're like, "She looks tired."
Hani gecenin bir yarısıdır, tam üzerine atlayacakken yüzünü görürsünüz, "Yorgun görünüyor," dersiniz ya.
That's the kind of session where you'll take all your clothes off.
Tamamen soyunduğunuz bir otuzbir seansı gerçekleştirilebilir.
You know, when a guy busts a nut, right after that, there's a window of six minutes where he does the most rational thinking he ever does.
Bir erkek boşaldığında, hemen ardından gelen altı dakikalık süre, hayatı boyunca en mantıklı düşündüğü zaman zarfıdır.
I've been asked by some very important people to make sure you have no memory whatsoever of the events surrounding the death of Nicholas Drucci.
Nicholas Drucci'nin ölümü ile ilgili olaylar hakkında hiç anınız olmadığından emin olmamı istediler.
- She had no idea, but I looked into the dates and the location and I think it may relate to an investigation you were working- - the disappearance of Reven Wright.
- Hiçbir fikri yoktu, ama tarihleri ​ ​ ve yeri inceledim ve sanırım senin üzerinde çalıştığın bir davayla alakalı olabilir... Reven Wright'ın ortadan kaybolmasıyla alakalı.
You of all people should know the answer to that.
Siz insanlar bunun cevabını biliyor olmalısınız.
I'm talking about making you stop this train while my associate and I rob your passengers of their money and jewelry.
Arkadaşım ve ben yolcularınızın para ve mücevherlerini soyarken sana bu treni zorla durdurtmaya çalışmaktan bahsediyorum.
Were you able to get a list of names Julian Gale ID'd?
Julian Gale'in tanımladığı isimlerden oluşan bir liste elde edebildin mi?
I don't want to hurt that girl, but you and your pursuit of another Boy Scout honor badge have forced my hand, and now I have no choice.
O kıza zarar vermek istemiyorum ama sen ve şu izci şeref rozetin beni buna zorladınız ve artık başka seçeneğim yok.
We know you were contracted to, what, erase some kind of memory, embed one?
Bir çeşit hatırayı silmek ya da başka birini yerleştirmek için mi tutuldunuz?
Okay, first of all, I don't know any Linda, but if you put the gun away, I'm sure we can work this out.
Tamam, öncelikle Linda'yı tanımıyorum. Ama silahı bırakırsan bunu halledebiliriz.
Every one of Werner's allies will be out hunting to put you down.
Werner'in müttefiklerinden her biri seni indirmek için avlanıyor olacak.
Are you going to cry havoc and let slip the dogs of war, Raymond?
Ağlayıp harap olacaksın ve hadi savaş köpeklerini salalım Raymond?
You were brought to me by a mutual acquaintance of ours who wanted me to take certain memories away from you.
Belli anıları senden almamı isteyen karşılıklı bir tanıdığımız tarafından bana getirildin.
When you were a child, to protect you from the memory of killing your father.
Sen çocukken, seni babanı öldürme hatırandan korumak için.
I wouldn't want you to say anything either of us would regret.
İkimizin de pişman olacağı bir şey söylemeni istemem.
You ever hear of that?
Hiç duydun mu?
And in exchange, you're allowing him to stay one step ahead of the law, ain't that right?
Ve bunun karşılığında, onun kanundan bir adım önde olmasına izin veriyorsunuz, değil mi?
You don't need any of this.
Bunların hiçbirine ihtiyacınız yok.
Now get out of my sight, and off this battlefield without being seen, or know that you are the cause of the death of our people.
Şimdi gözümün önünden çekil, Ve görülmeden bu savaş alanının dışında, Ya da halkımızın ölüm nedeni olduğunuzu biliyorum.
I used to think that people were basically good, if you took them out of this world and showed them the way of peace, the darkness would fade, just like the darkness in me faded.
İnsanların temelde iyi olduğunu düşünürdüm, Onları bu dünyadan çıkarırsan Onlara barış yolunu gösterdi,
I was hoping I could take you up on that offer to take a leave of absence.
Kendimi toparlamam için bana biraz zaman verebilirsin diye umuyordum.
Tasha, you run point on the surveillance side of things, and Jane, it says that we have to wear red, so, um...
Tasha, sen gözetleme ve takiple ilgilen Jane, dediklerine göre biz de kırmızı giymeliyiz.
And, yes, I got most of these questions from a "Do You Know Your Partner" quiz in O Magazine.
Ve evet, soruların çoğunu O Magazine'deki "Partnerini Tanıyor Musun?" testinden aldım.
You unlocked the doors and this guy and his partner, he ran straight for the finish and we stayed back to save the lives of two strangers.
Kapıları açtın, bu adam ve ortağı doğruca tuşa doğru ilerlediler ve bizse iki yabancının hayatını kurtarmak için arkada kaldık.
Maybe you're in the wrong line of work.
Belki de yanlış bir yer seçtin kendine.
You've proven yourself to the team and Weller trusts you now and he fought... so hard to get you out of the cell.
Kendini takıma kanıtladın, ve Weller şimdi sana güveniyor, o seni hücreden çıkarmak için çok sıkı savaştı.
You know, there's a lot of things that need to be done and some of my lab techs are new and it's just easier to do things myself.
Bilirsin, yapılması gereken çok şey var, ve bazı laboratuvar teknisyenlerim acemi, ve yalnızca bazı şeyleri benim yapmam daha kolay.
Tasha, you're gonna be in there alone with a lot of dangerous criminals.
Tasha, orada bir sürü tehlikeli suçlunun yanında tek başına olacaksın.
The right time would have been when you found out, instead of protecting your brother.
Doğru zaman, kardeşini korumak yerine öğrendiğin zaman olurdu.
You get out of my office.
Defol ofisimden.
Tasha, you've got all of us.
Tasha, hepimize sahipsin.
- I'm busting you out of here.
- Seni buradan kaçırıyorum.
Are you getting any kind of signal?
Herhangi bir sinyal alıyor musun?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]