English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ T ] / This one too

This one too translate Turkish

1,177 parallel translation
You took this one too far, Dax.
Senin hatan, Dax. Şakayı çok uzattın.
I want this one too.
Bunu da istiyorum.
I'm sure if we put our minds to it we can solve this one too.
Dikkatimizi yeterince verirsek bunu da çözebiliriz.
- Are there a bunch of little girls in this one too?
- Bunun içinde de küçük kızlar mı var?
Hold this one too, okay?
Bunu da tutabilir misin?
Bonilla, pay this one too.
Bonilla, bunu da öde.
- Are there a bunch of little Girls in this one too?
- Evet. - Bunun içinde de küçük kızlar mı var?
Now this one's gonna want something for his birthday too.
Şimdi buradaki de doğum gününde bir şeyler isteyecek.
I've had too much to drink in this one.
Burada çok fazla içtim.
- This one was easy to draw too, I felt.
Bunu çizmek kolaydı mesela.
This one's too skinny.
Çok zayıf.
But... this is way too much for one day's work.
- Ama bu bir günlük iş için çok fazla.
This one is too big.
Bu seferki büyük iş.
This one, too.
Bu da öyle.
This conversation is too one-sided, Kiril.
Bu konuşma çok fazla tek taraflı Kiril.
The nose of this one is too large.
Bunun burnu fazla büyük.
This one's too big for us.
Bu iş bizi aşar.
I get a chance at a new life, so you want to screw this one up for me, too?
Yeni bir hayata başlama fırsatı buldum,... bu fırsatımı da mahvetmek mi istiyorsun?
In this precarious profession it doesn't do to get too big for one's boots.
Bu tutarsız meslekte olduğundan fazlasıymış gibi davranmak işe yaramıyor.
- The store next to this one is yours, too?
Yan tarafınızdaki dükkan da sizin değil mi? Hayır. Başkasının.
If I want this one, I'll have him, too, by God.
Canım bunu da çekerse, Allah'ıma onu da alırım!
- This one's yours too.
- Bu da senin mi?
And you had one too many Have this
Dün çok fazla içtin sanırım.
- I knew when they hired me... that this was a possibility one day, and Bryan knew it too.
İşe girdiğimde, bir gün böyle bir şans çıkabileceğini biliyordum. Bryan da biliyordu.
Too late to resuscitate this one, Dad
Bunu diriltmek için çok geç baba.
Amasawa's read this one, too!
Şu Amasawa denilen çocuk bu kitabı da okumuş.
One day he said there was too much bad in this world.
Bir gün bu dünyada çok fazla kötülük var dedi.
I could break this one, too... but I'm afraid it might hurt him.
Bunu da kırabilirim ama bu onun canını yakabilir.
I'll take this Communist one too.
Komünist kartını da alıyorum.
This one is adversarial too.
- Bu da çatışmacı.
It's too dangerous for one person to retain the command codes at this point.
Bu noktada, kodların tek bir kişinin kontrolü altında kalması çok tehlikeli.
In this world, what I can't possess no one can possess too. Serve you right
bu dünyada, neye sahip olmam sahip olmam birine. dogru size hizmet ediyorum
This one's too hard.
Bu çok zor.
This one's too heavy. Let me see another.
Bu çok ağır başka verin.
This one, too?
Bu da mı?
I'm sure this has one too.
Bunun da olmalı.
This one's trapped too.
Burası da tuzaklı.
B'Elanna, I know this is a pretty bizarre situation- - probably not what either one of us had in mind- - but it's too late to worry about that now.
B'Elanna, senin için tuhaf bir durum olduğunu biliyorum- - muhtemelen, bizden birisi aklında bile değildi- - ama bunu düşünmek için artık çok geç.
Drank a lot, hit on too many boys until I met this one boy... man distinguished
Ne olmuş, müvekkilin suç üstü yakalanmışsa? Pes etme. Davan da savunman da olmasa bile hala bir jüri var.
This one is too small.
Bu çok ufak.
And this one, too.
Bunu da.
Shall we destroy this one, too?
Bunu da yok etmemizi ister misiniz?
It was too heavy to bring into the house. So I powered that thing up and tuned one of the channels to just above 20 megahertz in frequency and there faintly in the very distant background, among all the noise and other things, I could hear this little chirping sound, more like a cricket chirping than it was a beep, if you will.
Eve getirmek için çok ağırdı bu nedenle alete güç verdim ve 20 megahertz üzeri kanallardan birini açtım belli belirsiz derinlerde arka planda bunca gürültü ve diğer şeylerin arasından hafif bir cırıltı sesi duydum daha çok cırcır böceği cırıltısı gibi ya da bipleme sesi gibi de düşünebilirsiniz.
This one has gone mad too!
Bu da delirdi!
And this one, too!
Ve bir de bu!
Shall we destroy this one, too?
Bunu da yok etmemizi istiyor musun... doğurmadan önce?
In this line of work, one slip is too many.
Bu tür bir işte hatanın azı çoğu olmaz.
If this... this girl gives him one minute of happiness, it is one minute too much!
Bu kız onu bir an için mutlu edecekse bile, bu ona fazla!
There's one on this side too.
Bu tarafta da var.
I can't appear too eager with this one.
Ona karşı çok istekli görünmemeliyim.
"No one will fail this course" "No one will fail this course" were taken a little too literally and liberally by many of you.
"bu dersten kimse kalmaz" açıklamamı fazla kelimesi kelimesine ve geniş olarak algılamış.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]