English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ R ] / Right on time

Right on time translate Turkish

1,649 parallel translation
Yes, I'll be right on time.
Evet, tam zamanında burada olacağım.
Oh, officer Jung, you came right on time.
Oh, memur Jung, yine tam zamanında.
You're right on time.
Tam zamanında geldin.
It's pretty much right on time.
Hemen hemen tam zamanında, değil mi?
- Right on time.
Hayır, hayır, tam vaktinde geldin.
We are approaching beautiful Simi Valley right on time.
Tam zamanında güzel, Simi Valley şehrine yaklaşıyoruz.
Right on time, like he was supposed to.
Tam zamanında, gerektiği gibi.
Oh, look! Fuzzy22, right on time.
Baksanıza Fuzzy22, tam zamanında!
You're right on time.
Tam zamanında geldiniz.
Right on time.
Tam zamanında.
Right on time
Tam zamanında
We arrive right on time because we are very punctual.
Tam zamanında geldik çünkü çok dakik insanlarız.
- Right on time.
- Tam zamanında geldin.
Dotty was right on time, as old people and librarians tend to be.
Dotty, yaşlıların ve kütüphanecilerin hep yaptığı gibi, tam zamanında oradaydı.
Mr. Luthor, you're right on time.
Bay Luthor, tam zamanında geldiniz.
Right on time, fellas.
Tam zamanında arkadaşlar.
Hey, right on time. Come on in.
Hey, tam zamanında, hadi içeri girin.
Time stamp on this last part right here shows that it was recorded yesterday.
Bu son parça üzerindeki zaman damgası dün kaydedildiğini gösteriyor.
Anyway, I know we didn't get off on the right foot. I'm not used to spending time with such a remarkable, accomplished woman.
Her neyse, doğru bir başlangıç yapamadığımızı biliyorum bunun sebebi sadece benim senin gibi güzel ve kusursuz bir kadınla daha önce bir birliktelik yaşamamış olmam.
And when the time is right, the north American union, the European union, the African union and the Asian union will be merged together, forming the final stages of a plan these men have been working on for over 60 years. A one world government.
Tek bir dünya devleti.
Let's see. It explains why they're called Space-Time. The tower on the right represents time, and the one on the Ieft represents space.
Kuleye neden Uzay-Zaman ismi verilmiş, çünkü sağdaki sembol zamanı... soldaki ise uzayı temsil ediyormuş
I bet you've had a hard time walking into a room full of people on your own, right?
Bahse girerim, kalabalıkların karşısına tek başına çıkmakta zorlanıyorsundur öyle değil mi?
And, uh, if it could, um, sneak up on you, surprise you, and at the same time make you think that what you thought was not only right in a wrong kind of way, but when you're wrong, there's a certain rightness
Ve, eee, eğer biraz da, eee, seni şaşırtan ve aynı zamanda da düşündüğün şeyin yanlış bir şekilde doğru olduğunu ve yanlış düşünürken de yanlışlığında bir doğruluk olduğunu düşündüren bir şey
All right, we're on a time clock,
Pekala.
- Well, he's on time all right.
- Evet ama hak etti.
Come on! It's not like you guys do it all the time, right?
Sanki siz her zaman yapıyorsunuz da!
We have to give Ulvbane silver, although we have... the right on our side. We need to buy time.
Topraklarımızda hakkımız olmasına rağmen Ulvbane'e gümüş vermek zorundayız.
Come on, get it right this time or you'll be next for the "King of Goats" over there.
Hadi, bu defa iyi tuttur, yoksa şuradaki Keçiler Kralı'na düşersin.
She used to come to the restaurant with some friends and I wanted to immediately jab her on my pike, but the time wasn't right since she was just splitting with her guy.
Birkaç arkadaşıyla... restorana gelirdi ve onu hemen mızrağımla... biçmek istemiştim, ama erkeğinden ayrılıyor olduğu için zaman doğru değildi.
All right Bob, time to bring it home
Evet Bob, on ikiden vurma zamanı.
All right, time for bed. Come on, Sasquatch.
Pekâlâ, yatma zamanı Kocaayak.
If they were here at the right time, they had a front row seat for the show.
Doğru zamanda gelmişse, gösteriyi en ön sıradan izlemiş olmalı.
All right, are Scott and Holly usually on time?
Peki, Scott ve Holly çok dakikler mi?
I really like you but I have to focus on Alex right now and I don't have time for any kind of a relationship.
Senden çok hoşlanıyorum. Ama şu anda Alex'e odaklanmalıyım. İlişkiye ayıracak zamanım yok.
I'll consider your advice, but right now I need a real-time update on CTU's progress.
Tavsiyeni dikkate alacağım Tom. Ama şu an CTU'daki gelişmelerle ilgili güncel bilgileri istiyorum.
Mr. Archer, I know it doesn't seem like the right time but can you give me anything more on the man who attacked you?
Bay Archer, uygun bir zaman olmadığının farkındayım ama size saldıran adam hakkında bana biraz daha bilgi verebilir misiniz?
- One more time, right here on the stairs.
- Merdivende bir kere daha hadi.
All right, listen... stay on the shoulder the whole time, okay?
Pekala, dinle.. devamlı bankette kal tamam mı?
I want to pick this up right where we left off if there's any time left on the clock, okay?
Vaktimiz kalırsa kaldığımız yerden devam etmek isterim, olur mu?
You stand on this stage, say the right words with the right emphasis at the right time.
Bu sahnede durup doğru zamanda, doğru kelimeleri, doğru vurguyla söylersin.
I think we're on the right track. It may take some time.
Doğru yoldayız ama biraz zaman alabilir.
The answer was staring right at us the whole time, as plain as the nose on our faces.
Başından beri cavap gözümüzün önünde duruyordu. Burnumuzun dibindeydi.
It was right under our noses the whole time. Dedication and midnight lantern walk on may 11th to honor the 230 victims of the crash of flight 395.
Bunca zaman burnumuzun dibindeydi 11 mayıstaki uçak kazasında ölen 230 kişinin anısına yapılmıştır
The reason I'm going on The Price Is Right is because I've decided that it's time for me to meet my real father.
Kaç Para'ya çıkmamın tek sebebi gerçek babamla tanışmama karar vermiş olmam.
All right, time for plan B. Come on.
Pekala, B planı. hadi.
every time I turn on the tv, he's right there, cruising to the nomination.
Televizyonu her açmamda, orada duruyor, adaylığının sefasını sürüyor.
And then four months ago, she goes on a cruise and comes back saying she's met her soul mate. Right around the time her symptoms started?
4 ay önce, bir geziye gitti ve döndüğünde ruh ikiziyle tanıştığını söyledi.
It's just... Daddy's on a Time-Out right now.
Sadece... baban şu an mola verdi.
I want to believe in it all again, music and art, fate and love, and I want to believe that I've made the right choices and that I'm on the right path and there's still time to fix the mistakes I've made.
İnancım tam. Yeniden inanabilmek istiyorum. Müziğe ve sanata,... kadere ve aşka.
Come on, people don't change. Take it from me, most of the people who walk through that door walk right back into prison within a year's time.
Beni ele alalım, o kapıdan çıkıp giden birçok insan,... bir yıl içinde tekrar hapse geri dönmüş oluyor.
Keep waiting to hit on the right time.. .. and somebody else will score the boundary.. .. you will be left staring like the third umpire.
Eğer doğru zamanı beklersen... biri senin yerine skor yapar... sana da maçın sonunda alkış tutmak düşer.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]