English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ S ] / Stop complaining

Stop complaining translate Turkish

289 parallel translation
Stop complaining.
Benim de fırsatım olmuyor.
Stop complaining!
Şikayet etmeyi bırakın!
But shut up and stop complaining.
Ama sus ve şikayet etmeyi bırak.
Stop complaining, you look beautiful.
Şikâyet etmeyi kes, çok güzel görünüyorsun.
Don't you ever stop complaining?
- Söylenmeyi hiç kesmez misin sen?
Stop complaining, it's useless.
Şikâyet etmeyi bırak, bir faydası yok.
- Stop complaining. Father, you were right.
Başka ne bekliyordun!
Stop complaining.
Sızlanmayı bırak.
Oh, do stop complaining.
Şikâyet etmekten vazgeç.
Stop complaining and get out!
Lafı uzatma, git artık!
Listen, find a guy and stop complaining.
Bırak artık söylenmeyi de, kendine birini bul artık.
Stop complaining.
Şikâyet etmeyi bırak.
Stop complaining, Jenny.
Şikayeti kes, Jenny.
To that I say, stop complaining and get married!
Diyeceğim o ki, şikayet etmeyi bırakın da evlenin!
Oh, stop complaining!
Oh, mızmızlanmayı kes!
Then stop complaining about it.
Bu konuda sızlanmayı kes.
- Oh, stop complaining.
- Şikayet etmeyi bırakın.
Stop complaining.
Şikayeti kes.
And he's there, so you might as well stop complaining and get it over with. - He's where? - Right there.
Ve o orada, söylenmeyi kesip, bu işi atlatabilirsin.
- Stop complaining!
- Dır dır edip durma!
Stop complaining.
Sızlanmayı kesin.
- Soon I'll stop complaining.
- Yakında sızlanmayı bırakacağım.
Ma, stop complaining and get us out of here.
Anne, şikayet etmeyi kes de bizi çıkar.
If you can't do any work, then stop complaining!
Ya bi'işe yara, ya da zırlamayı kes!
Stop complaining.
Şikayet etmeyi bırak.
Stop complaining, we're getting what we want.
İkimizin de istediği olacak.
Oh, Marcie, stop complaining.
Şikayet etmeyi bırak Marcy.
Get your ass in the van and stop complaining.
Arabaya bin ve şikayet etmeyi bırak.
Stop complaining!
Şikayeti bırak.
- [Harrison Clears Throat ] - [ Julia] Stop complaining.
- Şikayet etmeyi kes.
- No. Stop complaining.
- Mızmızlanmayı bırak o zaman.
Stop complaining, I said. And be quiet.
Yakınmayı bırak, dedim.
Stop complaining!
Şikayeti kesin.
Stop complaining anyhow.
Şikayet etmeyi bırak.
Then stop complaining. Let's get to work.
O zaman şikayeti bırak ve işimize bakalım.
Stop complaining.
- Ama öyle.
Will you stop complaining?
Şikayet etmeyi keser misin?
It's disgusting! Stop complaining!
İğrenç!
Stop complaining!
Söylenmeyi bırak!
Stop crying, stop complaining.
Ağlamayı bırak, sızlanmayı bırak.
These hands are lethal weapons, but now they're all red and dry from harsh detergents. Stop complaining.
Bu eller, ölümcül bir silah ama şu an deterjandan dolayı büzülmüş ve kurumuş bir halde.
Okay, please, everybody just stop complaining.
Tamam, lütfen, herkes şikayet etmeyi kessin.
You've got a woman, stop complaining.
Senin zaten bir hatunun var, bırak mızmızlanmayı.
Would you stop complaining?
Sızlanmayı keser misin?
All right, stop complaining.
Tamam, şikayet etmeyi kesin.
Stop complaining.
Şikayet etmeyi kes.
Stop complaining and help him.
Ondan şikâyetçi olmayı bırak ve yardımcı ol.
Stop your complaining.
Şikayet etmeyi bırak.
Stop complaining!
Şikayet etmeyi kes!
Oh, stop complaining, Harry.
- Sızlanmayı kes, Harry.
Stop complaining.
Şikâyet etmeyi keser misin?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]