English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ D ] / Do you know her

Do you know her translate Turkish

4,938 parallel translation
That was right before he left. Do you know her name?
- Adını biliyor musunuz?
Do you know her?
Onu tanıyor musun?
How well do you know her, this Vertefeuille?
Bu Vertefeuille'i ne kadar çok tanıyorsun?
Do you know her from England?
Onu İngiltere'den mi tanıyorsun?
So, how do you know her?
Nereden tanıyorsun onu?
Do you know her real name?
Onun gerçek adını biliyor musun?
Do you know her?
Onu tanıyor musunuz?
How do you know it was even her?
Onun olduğunu nereden biliyorsun ki?
All right, I know you don't like to talk, but you gotta do it for her.
Biliyorum konuşmayı sevmiyorsun ama onun için yapmalısın.
But do you happen to know her real name?
Gerçek ismine ne oldu?
- Do you know where they took her?
Onu nereye götürdüklerini biliyor musun?
You don't know her like I do.
Onu benim kadar tanımıyorsunuz.
I feel very strongly that it's not enough to just live in the world as it is, to just kind of take what you're given, and you know, follow the things that adults told you to do,
Dünya'yı olduğu gibi kabullenmemenin çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sana verilene eyvallah demek, yetişkinlerin, ailenin söylediklerine uymak yerine her zaman sorgulamalısın bence.
Do you know where we can find her?
Nerede bulabileceğimizi biliyor musun?
You always know what I'm gonna do?
Her zaman ne yapacağımı biliyorsun, değil mi?
What I do know is this - - if you ever touch her again... if you so much as look at her sideways,
Bildiğim şey ise şu... Ona bir daha dokunursan, ona ters bir şekilde bakarsan seni bulurum.
Do you know how many shipments I get in each week?
Her hafta kaç sevkiyat geldiğini biliyor musun sen?
How do you know it's not her husband?
Onun kocasının yapmadığını nerden biliyorsun?
Do you know how many unsolved homicides we have in this city every year?
Bu şehirde her yıl çözülemeyen kaç tane cinayet işleniyor, biliyor musun?
Tries to do the right thing, you know.
Her zaman doğru şeyi yapmaya çalışır.
and if you can grant her comfort so be it. You deserved far better than this. Klaus, you need to know I had nothing to do with that business out in the bayou today.
Klaus, Bataklık'ta olanlarla hiçbir alakamın olmadığını bil.
- Do you know her?
- Tanıyor musun?
You know, we are in a pretty deep hole, here, but I do have one emergency solution that I can use that'll kind of put everything back to normal, relatively speaking.
Çok umutsuz bir durumdayız ama göreceli olarak her şeyi normale döndürebilecek bir acil durum çözümüm var.
What do you think? I know everything about everything?
Her şey hakkında her şeyi bilmem mi lazım illa?
You know as well as I do, Ana... anything's possible in Wonderland.
Benim kadar iyi biliyorsun, Ana Harikalar Diyarı'nda her şey mümkündür.
Look, I get it, and I want you to know that I support whatever you want to do.
Gayet iyi anlıyorum ve yapacağın her şeyde arkanda olduğumu bilmeni istiyorum.
You know... all you really have to do to make this all better, to be released to your family, is confirm that the man we arrested was your asset.
Bilirsin... Her şeyi daha iyi hale getirmek için, serbest kalıp ailene kavuşman için tek yapman gereken, yakaladığımız adamın sizin köstebeğiniz olduğunu onaylamak.
Do you know how much we make every time that someone clicks that song on Spotify?
Bu şarkı Spotify'da her tıklandığında, ne kadar kazanıyoruz biliyor musunuz?
No, but you do know her.
Hayır, ama onu tanıyorsunuz.
You may not know her, but I do.
Sen onu tanımıyor olabilirsin ama ben tanıyorum.
What else do you even know about her?
Hakkında başka ne biliyorsun ki zaten?
You know there is nothing you can do that I cannot bear.
Bana yapacağın her şeye dayanabilirim, biliyorsun.
- when we were kids. Do you remember? - I know.
Her zaman narsistik olduğunu, etrafta kendininin bir versiyonunu istediğini falan düşünmüştüm.
- Do you know what DYAD's done to her?
- DYAD ona ne yaptı biliyor musun?
Can you do some of that voodoo that you do on her... you know, a little chip-to-chip action?
Onunla, bilirsin çip çipe aktivitelerinizde yaptigin gibi biraz vudu buyusu yapabilir misin?
You do know that's not her real name?
Onun gerçek ismi o değil, biliyorsun değil mi?
How do you know that you're on her list of visitors?
Ziyaretçi listesinde adının olduğunu nereden biliyorsun?
But how do you know that this is not some psycho playing some sick games with her?
Peki ama bir sapığın Bones'la oyun oynamadığını nereden biliyorsun?
You know I'd do anything for you.
Senin için her şeyi yaparım, biliyorsun.
How do you know anything I said to you was true?
Söylediğim her şeyin doğru olduğunu nereden biliyorsun?
And they do look very happy, but every time I look at the picture and I see her eyes, I just get a bad feeling, you know?
Çok mutlu görünüyorlar ama bu kadının gözlerine her baktığımda içimi kötü bir his kaplıyor, anlıyor musunuz?
You do not know everything.
Her şeyi bilmiyorsun.
Do you know her, or...
Yoksa...
Honey, look, I mean, I want to fix things for Max all the time- - you know that I do.
Tatlım bak, yani Max için bunları düzeltmek istiyorum... Her zaman... Ne yaptığımı biliyorsun.
Anyway, I know you'll do the right thing.
Her neyse, doğru olanı yapacağınızı biliyorum.
I know all about you, how do you feel?
Senin hakkında her şeyi biliyorum. Nasılsın?
But you and I both know what she'd do if you told her.
Ama sen ve ben de biliyorum Ona söyledim eğer o ne yapacağımı.
- I know. - Anyways, you got it backwards, like you do everything.
- Her neyse, sen, geriye aldım gibi her şeyi.
Do you know why someone would have done this to her?
Bunu ona kimin yapabileceği hakkında bir bilginiz var mı?
Do you know, at Marcus's old school, they had this brilliant, mandatory, all-inclusive invite policy?
Biliyor musunuz? Marcus'un eski okulunda zekice hazırlanmış, zorunlu bir her şey dahil davet poliçesi yaptılar.
How do you know I knew her?
Onu tanıdığımı nereden biliyorsunuz?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]