English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ I ] / Is this a

Is this a translate Turkish

125,808 parallel translation
This type of anger is usually directed toward a person.
Bu tarz bir öfke genelde tek bir kişiye yönelik olur.
Then this is not gonna take a shovel, this is gonna take a backhoe.
O halde kürek değil kepçe gerekecek.
You're all regional coordinators with a few years on the job, and this is an advanced training seminar.
Hepiniz birkaç yıllık bölge koordinatörüsünüz ve bu bir gelişmiş eğitim semineri.
- Now, this is a gimmick, ladies!
- İşte bu bir özellik hanımlar.
A book is really gonna help save this.
Bir kitap kurtarmaya gerçekten yardımcı olur.
Look, this is a family business, all right?
Bak, bu bir aile işi, tamam mı?
This is gonna be a grudge match.
Bu intikam maçı olacak.
This is a soap opera!
Bu tamamen pembe dizi!
Oh, so, is this, like, a celebration for him or...?
Yani bu onun için bir kutlama mı yoksa...
"Tete de veau" is this part of a calf.
"Tete de veau" dananın bu kısmıdır.
"This nursing home is a waiting room of hell."
"Bu huzurevi, cehennemin bekleme odasıdır."
All right, well, this is definitely not a match for children.
Evet, bu maç kesinlikle çocuklar için değil.
- It's Hezbollah. Hezbollah's a group of people. This is a city, and the city is Beirut.
Hizbullah bir grup insan, bu bir şehir, adı da Beyrut.
We'll do a car wash every day until we raise enough money, until every car in this state is shining.
Parayı toplayana kadar, her araba parlayana kadar her gün araba yıkarız.
This is a robbery.
Bu bir soygundur.
Do I believe that there's some other world where I'm living a completely different life, which, by the looks of things, is a hell of a lot better than this one?
Buradakinden çok daha iyi gözüken... bir hayat yaşadığım başka bir dünyanın... varlığına inanıyor muyum?
This is a safe place, David.
Burası güvenli bir yer David.
This is a napkin from the Kingsgate Hotel.
Bu Kingsgate Hotel'in peçetesidir.
This is the number that got the call from James Lakewell and passed the information to Balaclava Man.
Bu, James Lakewell'den gelen bilgileri... kar maskeli Adam'a ileten telefon.
This is beginning to feel like a life's work.
Bu yeni bir hayat başlıyor gibi hissettiriyor.
What if this disease is a blessing?
Ya bu hastalık bir kutsama ise?
'Cause if I believe that this disease is a blessing... then I have to believe that you'd be given as much time as possible to help as many people as you can.
Bu hastalığın bir kutsama olduğuna inanırsam o zaman kalan hayatının büyük kısmını mümkün olduğunca fazla insana yardım etmek için harcayacağına da inanmam gerekir.
And now you're trapped in this no-place, where every day is the same, where you can imaginify yourself a kingdom but nothing is ever real.
Her günün aynı olduğu... kendini cennette gibi hissedebileceğin var olmayan bu yerde sıkışıp kaldın. Ama hiçbiri gerçek değil.
But I could be talked into a circle jerk... that is, if you can get it up in this place.
Ama edepsiz konuşmalar yapabilirim. Yani burada kaldırabileceksen eğer.
Baby, calm down, this is a public road.
- Hayatım sakin ol, genel yol burası.
Is this how you secure a murder suspect, Officer?
Bir cinayet sanığını böyle mi emniyete alıyorsun memur bey?
This woman is a notorious villain.
Bu kadın kötülüğüyle nam salmış biri.
Well, this Lumbermill is hardly a safe place for children.
Bu bıçkıhane çocuklar için hiç güvenli bir yer değil.
In this economy, children are lucky to have a job at all.
Bu ekonomide çocuklar iş bulabildiklerine şükretmeliler.
This is your new foreman, and you've got a new shipment of logs to turn into flat wooden boards.
Ben yeni ustabaşınız, keresteye dönüştürmeniz gereken bir parti tomruk geldi.
This "paradox in a box"... what is it?
Kutudaki paradoksta nedir?
- No. No, I don't need a third eye to be able to see that all of this is wrong.
Bu olanların yanlış olduğunu görebilmek için üçüncü göze gerek yok.
And this is not a zoo.
Burası hayvanat bahçesi değil.
- This mission is a trap.
- Görev bir tuzak.
I assure you, this entire building is a vault,
Emin olun bu bina tamamen bir kasadır. - Bayan...?
This is a robbery!
Bu bir soygundur!
This is a mining town.
Burası maden kasabası.
And this is a selfdestruct mechanism.
Bu da kendini yok etme mekanizması.
This is a very difficult mission to ask.
Bu istenmesi oldukça zor bir görev.
This is more than any one person should feel in a lifetime.
Bir insanın hayatta taşıyacağından daha fazlası gereklidir.
Whoever wrote this is not your client or a patient or a friend.
Bunu hazırlayan kişi müşteriniz hastanız ya da dostunuz değil.
Whatever this is, we're not a part of it.
Bu her ne ise bizimle alakası yok.
This is a gift.
Bu bir hediye.
This is not a game.
Bu bir oyun değil.
No, this is a highborn affair... One of Thaddeus Kilborne's Honey Hunts.
Hayır, bu Thaddeus Kilborne'un yüksek zümrelere hitab eden bal avlarında bir iş.
A man who takes advantage of this... is not a man at all.
Bu durumdan faydalanan bir erkek adam değildir.
This is a heavily trafficked business area.
Burası yoğun bir iş alanı.
So what it is about a woman cherishing her children that turns this particular unsub off?
Şüpheliyi çocuklarını seven kadınlardan soğutan şey ne?
And this is all a personal act to get that person back.
Ve o kişiyi kazanmak için çabalıyor.
But when this is over, you owe me a fishing trip.
Bu iş bittiğinde bana balık gezisi borçlusun.
So, maybe now that this is a thing, we can agree on, say, an MPAA rating for communal spaces?
Pekala, belki şimdi biz şey ortak alanlar için bir izleyici kitlesi üzerinde anlaşabilir miyiz?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]