English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ Y ] / You mean this

You mean this translate Turkish

7,401 parallel translation
Do you mean this factory or whatever it is?
Bu fabrikadan ya da her neyse ondan mı bahsediyorsun?
What do you mean this thing?
Yani bu şeyi mi kastediyorsun?
You mean this really is a town meeting?
- Gerçekten kasaba toplantısı mı var?
What do you mean it doesn't belong to you? I'll pay 900 bucks for this.
Bunun için sana direkt nakit 900 dolar veririm.
So does this mean you're not gonna tell mom?
Şimdi bu olanları anneme söylemeyeceğin anlamına mı geliyor?
I hope that doesn't mean this is the last time I see you.
Bu yüzden bir daha uğramamaya karar vermeseniz bari.
I mean, if this is part of some sort of big-city foreplay... you're gonna have to walk me through.
Bu büyük şehirde sevişmeye başlamadan yapılan bir tür ön sevişme falan mı?
Then why didn't you come forward with this before? You mean before they fired me for coming forward with it?
Ortaya çıkarmaya çalıştığım için işten atılmadan önce mi diyorsun?
I mean, do you know anything about this?
Bu konuda bir şey biliyor musun?
I mean, half of this is just like nonsense, you know?
Bunun yarısı tam saçmalık, biliyor musun?
Girl, you are a mess. ♪ You run me like a machine We go faster You know exactly what I mean ♪ ♪ It's all in our heads Get out of this bed get up ♪
Kızım, çok karışık birisin.
Oh, you mean like this?
Bunu mu demek istedin?
♪ You run me like a machine We go faster You know exactly what ♪ ♪ I mean It's all in our heads Get out of this bed get up ♪ ♪ Easy money in my hand Body under my command I can let go ♪
Hey.
♪ You run me like a machine We go faster You know exactly what I mean ♪ ♪ It's all in our heads Get out of this bed get up ♪ We're learning life skills.
İşte önemli olan bu.
So, um, does this mean you guys have broken up?
Yani simdi ayrildiniz mi siz?
So, V, now that you and Kev are over, this mean we can have a little go-around?
V, simdi Kev ile noktayi koydugunuza gore takilmamizda bir sakinca yok galiba.
I mean, almost everything else is boxed up, but you haven't even touched this wall.
Demek istediğim,... neredeyse diğer her şey paketlenmiş ama bu duvara dokunmamışsın bile.
I mean, you guys are just passing through this place again, but I'm beginning to realize that this is where I belong.
Bu koro odası benim kişiliğm.
I PROBABLY SHOULDN'T TELL YOU THIS BUT I REALLY THINK I PULLED SOMETHING LIKE, I MEAN GLUTS BACK THERE.
Bunu söylemesem daha iyi olacak ama sanırım midemi tıka basa doldurdum.
DID YOU MEAN FOR IT TO BE THIS HOT?
Buranın bu kadar sıcak olmasını mı istemiştin?
We talked about this. Well, if you mean you talked and then I also talked, then, yeah, I guess.
Senin, sonra da benim konuştuğumu diyorsan o zaman evet, galiba.
I mean, you're not gonna tell me that you believe this astrology lady, are you?
Yani, bu astrolog hanıma inandığını söylemeyeceksin, değil mi?
You mean to tell me that this rock has traces. Of every element known to man in it?
Yani bu taşın içerisinde bilinen tüm elementlerin izleri var mı diyorsun?
I mean, your, uh, sudden disappearances, your apprehension with helping me on the mission ; you've been working with the Arrow this whole time.
Birdenbire ortadan kaybolmaların, bana görevimde yardım edip etmeme konusundaki tereddütlerin bunca zamandır Arrow ile birlikte çalışıyordun.
Does that mean you're with me on this, huh?
Bu, benimle birlikte olduğun anlamına mı geliyor?
Y-You mean to say you brought me all this way... for fishing?
Bu kadar yolu balık tutmak için geldiğimizi mi söylüyorsunuz?
You know, I mean, this isn't Vince's first wedding.
Biliyorsun, bu Vince'in ilk düğünü değil.
- I mean, to be honest, the only reason I'm telling you is because you brought these seven girls to me, so you must be a part of all of this.
- Dürüst konuşayım. Sana anlatmamın tek sebebi de yedi kızı getirdiğin için bunların bir parçası olman.
I mean, how can I make my move when you keep handing this mental patient royal flush after royal flush?
Bu akıl hastasının eline sürekli koz veriyorken hamle yapmamı nasıl beklersin? - Siktir git!
I mean, all days, you put yourself through this pain with strangers?
Yani, her gün, yabancılarla birlikte kendini bu acılara sokuyorsun?
I mean, you're probably gonna get some beachfront property in heaven for this.
Şeytanın kıçını tekmeledik. Cennette sahil manzaralı bir evin olur artık.
I mean, I think it's great that you've found this second calling.
Böyle ikinci bir iş bulman harika. - Sağ ol.
And the two of you, I mean, I can't handle it if you can't figure this shit out.
Size ne desem bilmiyorum. Bir çözüm bulamýyorsanýz ben ne yapabilirim?
I mean, this is going to be a very emotional experience for you, Margot.
Yani bu senin için çok duygusal bir deneyim olacak, Margot.
I mean, I'm sorry for getting you into this.
Demek istediğim, seni tüm bunlara bulaştırdığım için üzgünüm.
I mean, sometimes you have to lie. "does this dress make me look fat?" "oh, no."
Bazen yalan söylemek gerekir. "Bu elbise beni şişman mı gösteriyor?" Hayır.
I mean, I'm not telling you that she's lying. I'm not trying to blow this case up.
Yalan söylüyor demiyorum sadece davayı mahvetmesini istemiyorum.
My editor would be happy to run this but the decision is mine, if you understand what I mean.
Editörüm bu habere bayıIır ama karar benim, ne demek istediğimi anladıysan.
What does it mean when you do...? This?
Böyle yaptığın zaman ne anlama geliyor?
- I mean, who's telling you this?
- Size bunu kim anlattı?
What do you mean, "Don't drag them into this?"
"Onları karıştırma" da ne demek?
- What do you mean you don't need this?
- Ne demek hiç sırası değil
This way. You had to choose between two sides that both mean something. I get it.
Her ikisi de anlam ifade eden iki taraf arasında seçim yapman gerektiğini anlıyorum.
I don't mean to cast aspersions on your relationship with your husband but I'd like to point out that when I came in this morning you told me what was happening.
Kocanla olan ilişkin hakkında kötü konuşmak istemem ama bu sabah geldiğinde bana neler olduğunu anlattığını söylemek istiyorum.
I mean this, right here... you next to me.
Bunu diyorum, senin yanı başımda olmanı.
You mean to tell me this whole time you haven't suspected anything?
Bana bunca zamandır şüpheli bir şey sezmediğini mi söylüyorsun?
Seriously, been willing to forgive you on account of you're not getting laid, but you mean to tell me this whole time you've been making speeches, raising hell, you've had a woman?
Senin birisi ile yatamamanı anlarım ama ama böyle konuşmalar yapıp, birisiyle görüştüğünü bilmiyordum.
Does this mean something to you?
- Bu size bir şeyler mi çağrıştırıyor?
This place must work well. What do you mean?
- Burada iyi iş yapıyorsundur sen.
I know I keep saying it, and it probably doesn't mean anything at this point, but... thank you.
Sürekli söylediğimi biliyorum ve muhtemelen artık pek bir şey ifade etmiyor ama teşekkür ederim.
You built this together with him, I mean...
Bunu birlikte kurdunuz, yani...

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]