English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ L ] / Little bit

Little bit translate Turkish

26,869 parallel translation
It looks like you wore out the pages a little bit anyway.
Zaten sayfalarını eskitmişsin gibi duruyor.
Oh, I used to a little bit in high school, but not anymore.
Lise yıllarında biraz uğraştım, ama artık yapmıyorum.
All right, so keep the robe on, but let it drape off your shoulder a little bit.
Tamam, bornozun şimdilik kalsın ama omzundan doğru azıcık düşür.
Lean back a little bit and look down only with your eyes.
Geriye doğru yaslan ve gözlerinle yere doğru bak.
Think you should slow down a little bit?
Bence biraz yavaşlamalısın?
It's going to get really warm in just a little bit.
Zaman geçtikçe daha da ılıklaşacak, güzelleşecek.
Let's warm you up a little bit, huh?
Seni biraz ısındıralım ister misin?
Uh, brown eyes, a little bit of stubble.
Gözleri kahverengi, kirli sakalı var.
We got to get to the terminal a little bit early.
Terminale birazcık erken gitmemiz gerek.
We'll catch up in a little bit.
Birazdan konuşuruz.
I'm just having a little bit of trouble finding the punchline in here.
Buradaki espriyi bulmakta zorlanıyorum sadece.
So, in very simple terms, you just have a little bit of extra skin growing in the middle of your ear.
Basit bir ifadeyle, kulağının içinde fazladan ufacık bir deri parçası çıkmış.
Occasionally, we'll smoke a little bit of pot.
Ara sıra ot da içiyoruz.
But, if I can get a little bit more money, I can buy your eye-glasses, Grandfather.
Biraz daha para biriktirirsem sana gözlük alabilirim dede.
- I think we should talk a little bit about Koreatown.
Bence Kore kasabası hakkında biraz konuşmalıyız.
You know, sometimes it seems like she... She kind of likes me back a little bit.
O da benden biraz hoşlanıyor gibi tepki veriyor, bilirsin.
- You can trust me a little bit more?
-... çok azda olsa bana güvenebilir misin?
Gail, I think everybody's just saying that sometimes you drink a little bit.
Gail, sanırım sana anlatmak istedikleri bazen içkiyi biraz fazla kaçırıyorsun.
There might have been, uh, just a teeny, tiny little bit of blood.
Küçücük bir kan damlacığı olabilir.
I pooted a little bit.
Birazcık saldım.
Any time that we talk, I'm peeing a little bit.
Ne zaman konuşuyor olursak bilin ki, o sırada işiyorum ben.
You hit me a little bit.
Bana vurdun biraz.
I don't need to tell you it's gonna hurt a little bit.
Biraz acıtacağını söylememe gerek yoktur.
Take in a show, do a little bit of shopping, have a facial?
Gösteri izlemeye gitmiştir, sonra alışveriş yapar, yüz bakımını falan yaptırır herhalde.
Body's probably starting to smell a little bit.
Cesedi hafiften kokmaya başlamıştır bile.
I think our last day of life as we know it should be a little bit less depressing than that, don't you?
Sanırım son günümüzü bu anlaşmanın stresiyle geçirmeyeceğiz değil mi?
Nope. Not even a little bit.
Hayır, azıcık bile sevmiyorum.
I think you might be projecting a little bit.
Kendi annenle beni bir tutma.
Detective. I think Vicky here is ready for a little bit of show-and-tell.
Sanırım Vicky gösterip elletmeye hazır.
Needed to get away from them for a little bit?
Çocuklarınızdan biraz uzaklaşmak mı istediniz?
I'm just surprised that you would actually take a little bit of responsibility.
Sadece biraz da olsa sorumluluk almana şaşırdım.
Hey, I backslid a little bit, all right?
Formumu biraz kaybettim, tamam mı?
I've been a little bit gun-shy about the whole dating thing.
Bütün bu flört konularından epeydir çekiniyordum.
Look, I'm not gonna interfere with my mother enjoying a little bit of happiness.
Annemin biraz mutlu olmasının önüne geçmeyeceğim.
Yeah. Apparently, we're a little bit legendary.
Evet görünüşle göre biz efsaneviyiz.
Things might get a little bit messy.
Ortalık biraz karışabilir.
Been working out a little bit myself.
Ben de kendimce biraz çalışıyorum.
A little bit.
Birazcık.
Just a little... a little bit longer, honey.
Sadece birazcık, birazcık daha bekle.
- You were being a little bit weird.
- Birazcık garip oldun.
You ever thought about switching it up... Being a little bit more sex-positive?
Biraz değişiklik yapmayı, yani seks konusunda pozitif olmayı denedin mi?
We just have to bunch it up a little bit,
Sadece şuradan biraz toplamamız gerekiyor,
I know the recorder a little bit, so, like, we could do a song like "Pussy Relevance."
Biraz flüt çalabiliyorum. "Pussy Relevance" gibi bir şarkı yapabiliriz.
Would you suggest we need the Cintamani jewel, bestow a little bit of immortality upon of us, so we could just walk out of here!
Cintamani mücevherine ihtiyacımız olduğunu, Ölümsüzlüğü biraz bize verin, Bu yüzden buradan çıkabiliriz!
- Mmm. - Cam, they're kids, they want candy, and you should try to get out a little bit.
Cam, onlar çocuk, şeker isteyecekler ve biraz olsun evden dışarı çıkman gerek.
I'll make you guys some breakfast in just a little bit, okay?
Birazdan size kahvaltı da hazırlayacağım tamam mı?
It's a little bit more than that.
- Bundan biraz daha fazlası.
Little bit.
Birazcık.
It did a little bit.
Birazcık şekillendirdi.
No, just come over for a little bit.
- Hayır, biraz bizde takılırız.
- I'll see you in a little bit.
Birazdan görüşürüz.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]