English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ M ] / Minute walk

Minute walk translate Turkish

218 parallel translation
A 20-minute walk, if you can spare me, then eight hours of sleep.
20 dakika yürüyüş yapıp arkasından sekiz saatlik bir uyku çekeceğim.
A 15-minute walk.
Yürüyerek on beş dakika.
It's a 15-minute walk.
15 dakikada durağa varırsınız.
Because saying these things out loud... has made me want to go to the next step... and say to you... this restaurant's a five-minute walk... from seven hotels.
Çünkü bu şeyleri söylemek.. .. beni bir sonraki adıma yöneltip.. .. sana bu restorana..
A five-minute walk.
Beş dakika mesafede.
Maybe a five-minute walk from Church Street to "Scum Street".
Kilise sokağından Scum Sokağına yürüyerek, belki 5 dakika.
A 10-minute walk every morning to cook breakfast for my father.
Babama kahvaltı hazırlamak için her sabah 10 dakika yürürdüm.
It's a thirty second drive or a five minute walk.
Arabayla 30 saniye veya yürüyerek 5 dakika.
Patricio Lamumba Beach is only a 10 minute walk from here- -
Patricio Lamumba plajı buradan, sadece 10 dakika yürüyüş mesafesi uzakta...
It's about a 20-minute walk on the road but if we cut through the field, it's a lot quicker.
Yoldan gidilirse yirmi dakika kadar sürüyor. Ama tarlanın içinden gidersek çok daha az sürer.
I can't let you to walk out of here when you're about to cry any minute.
Sen böyle ağlamak üzereyken seni yalnız bırakamam. Bunu yapamam.
His plan was to get tried for that murder, spring a last-minute alibi... and walk out of that court scot-free.
Planı, cinayet nedeniyle suçlanmak, son anda bir görgü tanığı bulmak... ve elini kolunu sallayarak serbest kalmaktı.
Let's walk a minute and get some nice fresh fog.
Biraz yürüyelim ve taze siz alalım ha.
- Only a ten-minute walk.
10 dakikalık mesafede.
I'll walk outside for a minute then walk back in.
Bir dakika dışarı çıkıyorum sonra geri geleceğim.
I'm walking out of that door for a minute, then I'm gonna walk back in.
Bir dakikalığına dışarı çıkıyorum, sonra geleceğim.
In a minute, you and I walk out of here like we're going for a drink. Is that understood?
Bir dakika içinde sen ve ben buradan bir şeyler içmeye çıkıyormuş gibi ayrılacağız.
They took it right off me the minute I finished the walk-around.
Onu da yürüyüşüm bitince dakikasında benden aldılar.
The minute they walk out that door, they walk into a doggie-dog world.
O kapıdan çıktıkları anda acımasız bir dünyaya giriyorlar.
He can walk in here at any minute.
Her an buraya gelebilir.
Somebody might just walk by any minute, you know.
- Biri geçebilir.
In a minute you're gonna walk past me, in front of me, and down that corridor.
Birazdan çıkacağız. Yanımdan geçeceksin. Önümde yürüyeceksin.
You know he can walk out of that place the minute he has a job and a roof over his head.
Biliyorsun, bir iş ve kafasını sokabileceği bir ev bulduğu anda... buradan çıkıp gidebilir.
Look, y-you mind if I just walk around a minute?
Bakın, bir dakika dolaşabilir miyim?
Look, y-you mind if I just walk around a minute?
- Bak, sakıncası yoksa Bir dakika izin ver? - Hayır, devam et.
The minute you walk out that door, I'm going to call Duffy.
- Kapıdan çıktığın an Duffy'i arıyorum.
I just need to walk down two stories to get to you, so I'll see you in a minute.
Aşağıya inip size getirdiğim iki hikayeyi anlatmam lazım, bir dakika içinde görüşeceğiz.
Start from the minute you walk into biology.
Biyoloji sınıfına girdiğin dakikadan itibaren başla.
Frank, what would you and your client take now, this very minute... to walk out of here and let this damn thing drop?
Şimdi, tam şu dakikada, buradan yürüyüp giderek bu lanet işi bitirmek için kabul edebileceğiniz teklif nedir?
Can we please take a walk for a minute, Charlie?
- Lütfen bir dakikalığına yürüyebilir miyiz?
Wait a minute, I was just thinking about what the turnip said here and I'd be stupid to let either one of you guys walk out that door.
Durun bir dakika, şu şalgamın söylediklerini düşünüyordum da, Eğer ikinizden birinin şu kapıdan çıkıp gitmesine izin verseydim, büyük aptallık yapmış olacaktım.
Wait a minute, I'll walk you to your car.
Bekle, arabaya kadar eşlik edeyim.
The minute you walk through that door, they're your team.
O kapıdan geçtiğin anda, onlar senin ekibin.
In a minute, you won't even walk again, let alone fly.
1 dakika içinde, bırak uçmayı bir daha yürüyemeyeksin bile.
You are such an arrogant gasbag so used to being cock-of-the-walk around here that you can't stand still for one minute and listen to a perfectly valid suggestion... -... from somebody else!
Sen o kibirli laf ebeliğinle küçük dağları ben yarattım havasıyla bir dakika yerine oturup diğer insanlardan gelen harika önerileri dinlemeyecek kadar küstahsın.
A minute later, our cleaning lady saw him walk through the back door to his car.
Bir dakika sonra, arka kapıya, arabasına doğru yürürken, bizim temizlikçi bayan onu gördü.
The minute someone gets that they need you they threaten to walk out.
İnsanlar onlara ihtiyacın olduğunu anladıkları anda, çekip gitmekle tehdit ederler.
I don't know, maybe it's just the holidays but I feel like any minute now, she's gonna walk through that door and :
Bilmiyorum, belki tatil olduğu için böyledir ama sanki her an kapıdan içeri girip,
I just can't find a minute to walk the poor guy.
Zavallıyla yürüyüşe çıkacak bir dakika bile bulamıyorum.
The minute you and Doug walk out that door, my daughter's gonna beat the hell out of me.
Doug'la bu kapıdan çıktığınız anda kızım benim canıma okuyacak.
The minute I walk into a room, I get respect.
Bir odaya girdiğim anda saygı görüyorum.
- I go to cash it... you cancel it the minute I walk out of town?
- Onu bozdurmam gerekir. Kasabadan gider gitmez iptal edersin.
Any minute they're gonna walk through that door with a good explanation.
Her an şu kapıdan iyi bir açıklama ile içeri girebilirler.
Rory, hold on a minute. You'll be missing the true Stars Hollow experience... if you don't walk.
Yürümezsen, gerçek bir Stars Hollow deneyimi yaşayamazsın.
It expires the minute I walk out of here.
Buradan uzaklaştığım anda geçersiz olacak.
Well, in a minute, I'm going to walk over there to where you are and I'm gonna shake your hand in a very masculine way.
Bir dakika sonra yanınıza geleceğim ve elinizi gayet erkeksi bir şekilde sıkacağım.
This is really hot and everything, but the thrill of knowing Joey could walk in the door any minute is wearing off.
Bu gerçekten çok ateşli ama Joey'nin her an kapıdan girebileceği olasılığı, heyecanını kaybettiriyor.
- Walk with me a minute
- Benimle gelin bir dakika.
I have to walk down the aisle in a minute and be happy for Sookie... and right now I'm having a little trouble standing.
Bir dakika içinde gitmem, Sookie'nin arkasından yürümem ve onun için mutlu olmam gerekiyor ama şu anda burada dikilip üzülüyorum.
The minute I walk into my apartment, my phone starts ringing.
Eve girdiğim anda telefonum çalmaya başlıyor.
Can I walk with you a minute?
Seninle bir dakika yürüyebilir miyim?

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]