English phrases | Russian phrases | Turkish phrases
Translate.vc / English → Turkish / [ T ] / There you go

There you go translate Turkish

27,759 parallel translation
There you go.
İşte oldu.
Look, there you go again.
Bak, yine başladın.
There you go.
Buyur.
Well, there you go.
Al işte.
There you go...
- Al bakalım...
There you go.
Al bakalım.
There you go.
Iste, buyur.
There you go.
İşte böyle.
There you go. That'll be $ 10.
İşte budur. 10 dolar eder.
It doesn't make a lick of sense to me, but there you go.
Bu bana gram mantıklı gelmiyor ama işte buyrun.
- Ugm! - There you go.
Buyurun.
There you go again.
Al işte.
- There... all right, there you go.
- Al, hepsi orada.
There you go.
İşte burada.
- There you go, man.
- Alın.
There you go.
- Al bakalım. Tim?
Yay! There you go.
İşte böyle.
Yeah, there you go.
Evet, haydi bakalım.
- There you go.
- İşte bak.
Okay, there you go.
Pekâlâ, al bakalım.
There you go. There you go.
İşte oldu.
There you go!
İşte böyle! Süper!
- There you go.
- Buyurun.
- There you go.
- İşte oldu.
Oh, there you go.
Hadi bakalım.
You're just gonna go over there and accuse him of being a psycho killer?
Oraya gidip çocuğu psikopat bir katil olmakla mı suçlayacaksın?
If you have time, we can go there and talk to him.
Eğer vaktin varsa, gidip görüşebiliriz.
You think I want to go down there?
Oraya gitmek istediğimi mi sanıyorsun?
You're a little worked up, and we don't know exactly what happened here, so how about I go down there and try to straighten this thing out?
Biraz fazla yükseldin ve daha ne olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Oraya gidip bu şeyi düzeltmeye benim çalışmama ne dersin?
Okay, so you won't care if I go over there and talk to her, right?
Pekala oraya gidip onunla konuşamaya bir şey demiyor musun?
You can't go back there alone.
Oraya tek başına dönemezsin.
We get there, you go in and find Nick.
Oraya gideriz, sen içeri girip Nick'i bulursun.
Why don't you guys go there, take the weekend, get on the same page?
Neden siz hafta sonu oraya gidip birlikte karar vermiyorsunuz?
I was not begging you to go there!
Evet, seni Stanforda görmek için feda etmeyeceğim.
Y'all go on workin'your corners, selling kush up to ybor, do whatever the fuck it is you'll do up there.
Hepiniz kendi köşenizde çalışıp, ybor'a otunuzu satıp, orada ne halt ediyorsanız onu yapacaksınız.
- You can't go back there.
- Oraya geri dönemezsin.
Leave... or you'll go up there next.
Bırak şunu yoksa sıradaki sen olacaksın.
You two realize that if you confess to this crime, there's a good chance you both will go to jail?
İkiniz birden itiraf ederseniz muhtemelen ikizin hapse gireceğinizin farkında mısınız?
Think you made the right call back there, letting her go?
Sence onu bırakmakla doğru kararı mı verdik?
You know, there are more possible moves in Go than there are atoms in the observable universe?
Go oyununda, görülebilir evrende olan atomdan daha fazla olası hamle olduğunu biliyor muydun?
Matts... You really want to go there, Dad?
Gerçekten bu konuya girmek ister misin baba?
Because if there are, you wouldn't have to go through all this by yourself, would you?
Çünkü eğer varsa bunların hepsini tek başına yaşamana gerek yok, değil mı?
- You... you can't go up there.
- Onun yanına çıkamazsın.
I could say some shit right now, but I ain't trying to go off on you with your son back there.
Arkada oğlun varken küfür etmek istemiyorum.
Are you sure you're okay to go out there?
Oraya çıkmanın iyi olacağından emin misin?
You go over there.
Oraya git.
- There you go.
- Al bakalım.
Wait, you can't just go back there!
Bekle, oraya geçemezsin!
Yes, but... more than that... There can be no more than that, my dear. You must let him go.
Evet, fakat bundan fazlası var.
You go over there.
Sen oraya git.
Stay there. You can go.
Dur, sen gidebilirsin.

© 2017 - 2024 Translate.vc | [email protected]